FLAMA Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

FLAMA kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

FLAMA: Mızrak ve süngü ucuna takılan, gemi direğine çekilen ince bayrak.

FLAMA ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ALEV: Ateşten çıkan parlak ve yanar hava. * Mızrak ucuna takılan küçük bayrak, flama. Devamını Oku

  • PERÇEM: f. Kâkül. * Tepede bırakılan saç. * Mızrak ve bayrak gibi şeylerin başlarına konulan püskülümsü şeyler. Devamını Oku

  • MEH-ÇE: Minâre, kubbe ve bayrak direğinin üstüne konulan küçük hilâl, ay. Devamını Oku

  • GÖNDER: Tar: Seferde ordunun ve ileri gelen vezir ve diğer devlet ricalinin atlarına bakmak ve sair zamanlarda ise has ahır ve çayır hizmetlerinde kullanılmak üzere gayr-ı müslimlerden ve hasseten Bulgarlardan tertip edilmiş bir sınıf olan voynukların her mıntıkada iki, üçü ve dördü hakkında kullanılır bir tâbirdir. * Ucuna birşey takılan uzun sopa veya sırık. Kullanış Devamını Oku

  • ISKAÇA: Gemi direğinin ayaklığı. Devamını Oku

  • ŞİRAZE: f. Kitap ciltlerinin iki ucuna konulan ve yaprakları muntazam tutan, ibrişimden örülmüş ince şerit. * Pehlivan kispetinin paçası. * Mc: Düzen, nizam, esas. Devamını Oku

  • MENCUK: f. Bayrak direkleri ve minâre başına takılan küçük ay. * Sancak, bayrak. * Şemsiye. Devamını Oku

  • ALEMEFRAZ: Bayrak kaldıran, bayrak çeken. Devamını Oku

  • MIKNATIS: yun. Demir ve benzeri mâdenleri kendine çekici hususiyeti bulunan câzibe. * Başka te’sir altında kalmadan kuzey ve güney kutuplarına doğru yönünü değiştiren demir çubuk. (İki kutbu bulunan bu mıknatıslı çubuğun şimale bakan kısmına şimal (kuzey) ucu, cenuba çekilen ucuna da cenub (güney) ucu diyoruz. * Mağnetik oluş. Devamını Oku

  • KUMANYA: ing. Bir gemi içinde bulunan kimselerin beslenmeleri için gemiye doldurulan erzak. Gemi zahiresi. * Eskiden piyade kayığının arka kısmındaki dolapçık. * Gemi kileri. Geminin erzak koymağa mahsus yeri. Devamını Oku

  • MİGFER: Ateşli silâhların icadından evvel, muharebede kılıç, mızrak ve ok gibi harp âletlerinden korunmak için başa giyilen bir nevi başlık idi. Miğfer, zırh ile beraber bir bütün teşkil ederdi. Osmanlı miğferleri çeşitli şekillerde olmakla beraber genel olarak iki kısma ayrılırdı. Bir kısmı ince bakırdan, diğer kısmı ise çelikten yapılırdı. Miğfer; tepesi sivri fes biçiminde idi. Devamını Oku

  • RASÎ: Kımıldamıyan, sâbit. * Lenger atmış olan gemi. Demirlemiş gemi. Devamını Oku

  • MÜRSAT: Demir atmış gemi. Lengeri atılmış gemi. Devamını Oku

  • MÜRSAT: Demir atmış gemi. Lengeri atılmış gemi. Devamını Oku

  • IZ’AF: Bir şeyin üstüne bir misli koyma. * Zayıflama. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar