FİTİL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

FİTİL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

FİTİL: Eskiden ağırlık ölçüsü olarak kullanılan dirhemin kesirlerinden biri. Dirhemin dörtte birine: denk; dengin dörtte birine: Kırat; Kıratın dörtte birine: Fitil denilir. * Eski Fitilli tüfeklerin namlusundaki baruta ateş vermek için kullanılan kükürtlü ip veya kaytan parçası. * Topa veya lâğıma ateş vermek için baruta ıslak batırılıp güneşte kurutulmuş bükme. (O.T.D.S.)

FİTİL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İDARE FİTİLİ: Eskiden geceleyin yatak odalarını aydınlatmak için zeytinyağı konmuş küçük bir tabağın içinde yakılan bir çeşit fitilin adıdır. Küçük petrol lâmbalarına da idâre denildiği için bunların fitillerine de bu ad verilir. Devamını Oku

  • ADEM-İ İTİLÂF: Ülfetsizlik, anlaşmazlık. Devamını Oku

  • FÂTİHA: Bir şeyin başlangıcı, ibtidası. * Mübaşeret. Başlamak. * Karar vermek. * Bir duânın sonunda veya duâya başlarken Fâtiha Suresini okumayı hatırlatan ifade. * Kur’an-ı Kerim’in birinci suresi. (Bak: Seb’ul mesâni) Devamını Oku

  • HOCA TAHSİN EFENDİ (FİLÂTÎ): (Vefatı: Mi. 1880) Yanya civarından (Filâtlı) olup Osmanlı Alimlerinin sonuncularındandır. Tarih-i Tekvin ve Esas-ı İlm-i Hayat gibi eserleri vardır. Devamını Oku

  • FÂTİH SULTAN MEHMED HAN: (1432 – 1481) En meşhur Osmanlı Padişahlarındandır. ll. Murat Han’ın oğlu ve ll. Bayezid Han’ın babası ve 7. pâdişahtır. Edirne’de doğmuş ve Gebze’de vefat etmiştir. Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) medhine mazhar olmuştur. Peygamberimiz “İstanbul mutlak fetholunacaktır.” müjdesini vermişti ve onu feth eden kumandan ve askerlerini medh ü senâ etmişti. Dört-beş lisan bilen Devamını Oku

  • FİDA: Dağıtmak. * Atâ etmek. Hediye veya bahşiş olarak vermek. * Bedel vermek. Devamını Oku

  • HİZB-ÜL KUR’AN: Kur’an Cemaatı. Kur’an’a ciddi ve samimi olarak bağlanıp, ona hizmet için mücahidane bir surette çalışan ve fenâlıklardan korunan müslümanların topluluğu ve cereyanı. * Kur’an’ın bir cüz’ünün dörtte biri. * Zikir ve dua için Kur’an’dan alınmış bir kısım âyetler. Devamını Oku

  • LÂM-I TA’RİF VEYA LÂM-I İSTİĞRAK: Kelimenin mânâsını umuma teşmil ettiği için, istiğrak mânâsı verilir. El-i istiğrak veya harf-i ta’rif de denir. Meselâ: Hamd kelimesi herhangi bir hamdi ifâde ettiği halde; El-Hamd dediğimiz zaman her ne kadar hamd varsa, bütün hamd ve senâlar mânâsına gelir. Bu, harf-i ta’rif ile olur. Harf-i ta’rif bir kelimeyi belirsiz halden Devamını Oku

  • TASALLÜFÂT: (Tasallüf. C.) Gösteriş olarak yapılan nezaketler. Devamını Oku

  • LÂT: İslâmdan önce Arapların Kâbe’de bulunan putlarından biri. Devamını Oku

  • TEKEFFÜL: Boynuna almak. * Birine kefil olmak. Kefâlet etmek veya vermek. Devamını Oku

  • KÜTÜB-Ü SÂLİFE: Geçmişteki eski mukaddes kitaplar. Devamını Oku

  • LİHYE-İ ŞERİF: Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (A.S.M.) âit sakaldan bazıları. Sakal-ı Şerif.(Lihye-i Şerife hakkındaki suali münasebetiyle diyorum ki: Hadisçe sabittir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Lihye-i Saadetinden düşen saçların taneleri mahduttur. Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye-i Saadetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü. O vakit Devamını Oku

  • CAMİT: Eski ve Ortaçağlarda Giresun ile Samsun arasında kalan dağlık mıntıkaya verilen ad. Osmanlılar zamanında bu kelime Canik olarak kullanılmıştır. Devamını Oku

  • ÇAR-YEK: f. Çeyrek, dörtte bir. * Saatin dörtte biri, onbeş dakika. * Mecidiye denilen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar