Fİ’L-İ ŞART Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Fİ’L-İ ŞART kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

Fİ'L-İ ŞART: şart fiili. (Bak: şart)

Fİ’L-İ ŞART ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • FÂİL: İşi yapan. Fiili işleyen. * Gr: Masdarın mânasını meydana getirene denir. Devamını Oku

  • FÂİL: İşi yapan. Fiili işleyen. * Gr: Masdarın mânasını meydana getirene denir. Devamını Oku

  • ŞERREDE: “Ayırdı” mânâsına “Teşrid”den mâzi fiili. (Bak: Teşrid) Devamını Oku

  • SAYYERE: (Sayruretin fiili) Oldu, olur (meâlinde). Devamını Oku

  • ÂMED: f. (Mâzi fiili olup mastar gibi kullanılır). Gelmek, geliş, vürud eyleme. Devamını Oku

  • KEYYEFE: (Tekyif. den mâzi fiili) İnceleyip iç yüzünü bildi, idrak etti manasınadır. Devamını Oku

  • İSM-İ MEF’UL: Gr: Fâilin fiili kendi üzerine geçen kelime. Mektub, mazlum, mağdur gibi. Devamını Oku

  • ŞART EDATLARI: (Huruf-u şartiye) Bunlara “Şart isimleri” de denir. Arapçada şart mânâsını ifade eden edatlar: İn, Men, Ma, Mehmâ, Eyyü, Metâ, Eynemâ, Eyyâne, Ennâ, Haysümâ, Keyfemâ. $Bu edatlar iki fiili (şart ve ceza fiillerini) cezmederler. Şart mânâsını ifade eden edatlardan so a gelen ilk fiil, şart; ikincisi de, cevab veya ceza adını alır. İkinci fiilin Devamını Oku

  • BEDEL-İ NAKDÎ: Eskiden fiili askerlik hizmeti yerine belli bir miktarda para verilmesi usülü idi. Devamını Oku

  • HURUF-U NÂSİBE: Gr: Muzari (geniş zaman) fiilinin başına getirildiğinde o fiili nasbeden harfler. (En), (Len), (İzen), (Key) harfleri gibi. Devamını Oku

  • MÜTEKELLİM-İ VAHDE: Konuşan kimsenin yalnız kendine ait fiili gösteren kelimelerin sigasıdır. Baktım, görüyorum, gezmişim, oturacağım gibi. (Bak: Mütekellim-i maalgayr) Devamını Oku

  • TA’DİYE: Tecavüz ettirmek, geçirmek. * Gr: Bir fiili müteaddi hâle koymak. Meselâ: “Gülmek. den: Güldürmek. Ölmek. den: Öldürmek” gibi. Devamını Oku

  • HEDY: Cenab-ı Hakk’ın rızası için veya ihramda iken yapılması yasak olan herhangi bir fiili işlemekten dolayı kusurunu affettirmek ricasiyle, keffaret olarak Harem-i Şerif’e götürülen veya kendisi veya parası gönderilen kurban. Devamını Oku

  • HÂSIL-I BİLMASDAR: Hakiki müessirden hâsıl olan fiildir. Kendi sebeb ve şartlarından meydana gelen şey. Meselâ: Bir şeye vurmak, masdardır; o vurmaktan hâsıl olan ses çıkmak, hâsıl-ı bilmasdır’dır. Tüfek atarak bir adamı öldürmekte tüfek atmak fiili, masdar: adamın ölmesi ve tüfeğin sesi çıkması da hâsıl-ı bilmasdar’dır. Devamını Oku

  • MÜTEKELLİM-İ MAALGAYR: Konuşan kimsenin kendisinin de içinde bulunduğu bir cemaata ait fiili ifade eden kelimelerin sigasıdır. Okuduk, yazıyoruz, gideceğiz, çalışmışız… gibi. (Bak: Mütekellim-i vahde)(Fert mütekellim-i vahde olsa, müsamahası ve fedakârlığı amel-i sâlihtir. Mütekellim-i maalgayr olsa, hıyanettir, amel-i tâlihtir. Bir şahıs kendi nâmına hazm-ı nefs eder, tefahür edemez; millet namına tefahür eder, hazm-ı nefs edemez. M.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar