FİDA Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

FİDA kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

FİDA: Dağıtmak. * Atâ etmek. Hediye veya bahşiş olarak vermek. * Bedel vermek.

FİDA ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HEMR: Su dökmek. * Göz yaşı akıtmak. * Süt sağmak. * Atâ etmek, hediye vermek. Devamını Oku

  • TENAHÜD: Tevzi etmek, dağıtmak. * Hediye vermek, atâ etmek. Devamını Oku

  • FÂSİD DAİRE: Man: A yı B ile, B yi A ile ispat etmek. Bir düşünceyi isbat etmek için isbat edilmemiş başka bir düşünceyi delil olarak kullanmak ve bunu da isbat için isbatı istenen ilk düşünceyi doğru sayıp buna delil diye kullanmak. Yani isbat edilen ile isbat edeni birbirine delil saymak olup isabetsizdir. Devamını Oku

  • FİTİL: Eskiden ağırlık ölçüsü olarak kullanılan dirhemin kesirlerinden biri. Dirhemin dörtte birine: denk; dengin dörtte birine: Kırat; Kıratın dörtte birine: Fitil denilir. * Eski Fitilli tüfeklerin namlusundaki baruta ateş vermek için kullanılan kükürtlü ip veya kaytan parçası. * Topa veya lâğıma ateş vermek için baruta ıslak batırılıp güneşte kurutulmuş bükme. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • HAL’ (HULÂE): Debbâğların dibâgat ettikleri derinin kazıntısı. * Vurmak. * Men etmek, engel olmak. * Hediye vermek, atâ etmek. * Cima etmek. Devamını Oku

  • ŞEKT: Bedel etmek, karşılık vermek. Devamını Oku

  • İKRAMİYE: Hürmet ve mükâfat için verilen para veya hediye. * Memurlara maaş haricinde ve her sene belli bir zamanda verilen para. * Yapılan iyilik karşılığı olarak verilen hediye veya para. * Satıcı tarafından pazarlığın hâricinde olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen şey. * Bazı teşekkül ve müesseselerin belirli zamanlarda, hisse sahiplerine kur’a çekerek dağıttıkları Devamını Oku

  • İHCAC: Hac vazifesi için bedel vermek veya nâib tutmak. Nâib tutana “Âmir, menub veya mahcucun anh” da denir. Devamını Oku

  • BEDEL: (C.: Bedelât) Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı. * Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. * Başkasının adına hacca giden. * Gr: Söz esnâsında bir şeyi sıfatı veya vasfı ile beraber söylersek ve fakat kasdımız o şeyin vasfı veya sıfatı değil de zâtı olursa, zikredilen sıfat veya vasfa ” Devamını Oku

  • CAİZE: (Cevaz. dan) (C.: Cevaiz) Azık, yol yiyeceği. * Hediye, armağan, bahşiş. * Edb: Eskiden takdim olunan medhiyeli bir şiire veya bir san’at eserine karşılık olarak verilen para, hediye ve bahşişler. Devamını Oku

  • NİSAR: Saçmak, dağıtmak. * İ’ta etmek. Vermek. Devamını Oku

  • REFD: Atâ etmek, hediye vermek. * Yardım etmek. * Büyük kadeh. Devamını Oku

  • ŞEKD (ŞÜKD): Atâ ve ihsan etmek. Hediye vermek. Devamını Oku

  • MÜHATAT: Birbirine atâ ve bahşiş etmek, hediye vermek. Devamını Oku

  • TEVZİ’: Dağıtmak. Herkesin hisselerini ayırıp vermek. Pay ederek dağıtmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar