FARZ-I ZANNÎ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

FARZ-I ZANNÎ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

FARZ-I ZANNÎ: Müçtehidlerce kat'i bir delile yakın derecede kuvvetli görülen, zanni bir delil ile sâbit olan vazifedir ki, amel hususunda farz-ı kat'î kuvvetinde bulunur. Buna farz-ı amelî de denir. Meselâ: Abdestte mutlaka başı meshetmek bir farz-ı kat'îdir. Başın dörtte birini meshetmek bir farz-ı amelîdir.

Sponsorlu Bağlantılar

FARZ-I ZANNÎ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ZANN-I GALİB: Kuvvetli, hakikate en yakın olan zann. (Bak: Su-i zan) Devamını Oku

  • ZANN-I KABUL-Ü CUMHUR: Bir hükmün doğruluğunu ekseri müçtehidlerin ve ehl-i reylerin zann derecesinde, yani kuvvetli ihtimal ile kabul etmeleri.(Ümmeti da’vetle teşri’ edemez, fehmi şeriatten olur; lâkin şeriat olamaz. Müçtehid olabilir, fakat müşerri’ olamaz.İcma’ ile cumhurdur, sikke-i şer’i görür. Bir fikre davet etmek zann-ı kabul-ü cumhur, şart-ı evvel oluyor.Yoksa, davet bid’attır; reddedilir, ağzına tıkılır; onda daha Devamını Oku

  • KAZİYE-İ ZANNİYE: Man: Karineler ve emârelerden alınmış olan kaziyyeye denir ki; akıl galip zan ile hüküm eylerse de, onun nakzını dahi tecviz eder, bu cihetle zanniyatın cümlesi nazaridir. Devamını Oku

  • FARZ-I AYN: Herkesin yapmaya mecbur olduğu farz. Namaz kılmak, yalan söylememek, imân etmek, oruç tutmak gibi. Devamını Oku

  • FARZ-I KİFAYE: Bir kısım müslümanların yapması ile diğerlerinin günahtan kurtuldukları farz. Cenâze namazı kılmak gibi. Devamını Oku

  • FARZ: Bir kimseyi bir vazifeye tayin etmek veya maaş bağlamak. Bir kimsenin kendi nefsine âid iken başkasına hibe ettiği muayyen bir şey. (Bunun zıddı “karz”dır.) * Takdir veya beyan eylemek. * Bir şeyi delmek, gedik açmak. * Bir dâvaya mevzu ve rükün kılınan husus. * Addetmek, saymak, tutmak. * Fık: Din hususunda icrası vâcib, terki Devamını Oku

  • HÜSN-Ü ZANN: (Hüsn-i Zan) Bir kimsenin veya bir hâdisenin iyiliği hakkındaki vicdâni ve iyi kanaat. İyi fikirde bulunup, iyi olacağını düşünmek. Devamını Oku

  • ZANNÎ: Zanna ait, zanna dâir ve müteallik. Devamını Oku

  • FARZ-I NEBEVÎ: (Bak: Sünnet) Devamını Oku

  • FARZİYE: (C.: Farziyyât) Bazılarına göre kabul edilir sayılan. Mevhum ve itibarî olan. Aslı isbat edilmemiş hüküm. Devamını Oku

  • FARZÎ: Farzedilene, tahmin olunana dair. Takdir ve tahmin usulüne dayanan ve ona müteallik. Devamını Oku

  • MAAL-FARZ: Farzedilerek. Doğruluğu kabul edilmekle. Kabul edilmiş sayılmakla. Devamını Oku

  • FARZ-I MUHAL: Olması imkânsız olup, var gibi kabul edilen. Olmayacak şeyi, olmuş gibi düşünmek. Devamını Oku

  • FARZ-I MUHAL: Olması imkânsız olup, var gibi kabul edilen. Olmayacak şeyi, olmuş gibi düşünmek. Devamını Oku

  • VÂCİB: (Vücub. dan) (C.: Vâcibât) Lüzumlu, mecburi olan. * Fık: Yerine getirilmesi her müslüman için gerekli ve borç olup, yapılmadığı takdirde büyük günah olan Allah’ın emirleri. Yapılması zannî delil ile belli olan. Terki câiz olmayan. Yapılması şer’an kat’i derecede bir delil ile sâbit olmamakla beraber, her halde pek kuvvetli bir delil ile sâbit bulunan şeydir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar