FAHL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

FAHL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

FAHL: İleri gelen. Üstün. Hatırı sayılır adam. * Erkek. (hayvan) * Aygır. * Beyitler, hadis-i şerifler, rivâyetler anlatan kimse.

FAHL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • FUHUL: (Fahl. C.) Büyük âlimlerin ileri gelenleri. Emsalinden üstün olanlar. (Bak: Fahl) Devamını Oku

  • MÜCAHEDE: (C.: Mücahedât) Cihad etme. * Din düşmanına karşı koyma. Çarpışma. * Uğraşma. Çalışma. Gayret gösterme.İslâmiyette mücahedenin ehemmiyeti hakkında Deylemî’den (R.A.) mervi Hadis-i Şerif meâli: “Allah bir kulu sevdiği vakitte onu Zât-ı Uluhiyetine hizmet etmek için seçer. Onu kadınla ve evlâd ile meşgul ettirmez.” Bu, bâhusus hicretin 200 senesinden so a içindir. Çünki bir de Devamını Oku

  • EDREM: Topukları etli kimse (ki, topuğu etten belli olmaz.) * Dişleri dökük adam. * Düz şey. Devamını Oku

  • ADAM: İnsan. * Erkek kişi. * Birinin tarafını tutan kimse. * İyi ve terbiyeli yetişmiş insan. Devamını Oku

  • İHBARAT: Bildirilen haberler. İhbarlar. Bildirilen hadis-i şerifler. Devamını Oku

  • MÜTEAYYİN: (Ayn. dan) Karar verilmiş. * İleri gelen kimse. Eşraftan olan kişi. * Belli, âşikâr ve meydanda olan. Taayyün eden. Devamını Oku

  • ŞÖHRET: Ad yapma. Ün. Şân. * Hadis ilminde: Meşhur hadis mânasında kullanılır.(Ey şân ve şerefi, nam ve şöhreti isteyen adam! Gel, o dersi benden al. Şöhret ayn-i riyâdır. Ve kalbi öldüren zehirli bir baldır. Ve insanı insanlara abd ve köle yapar. O belâ ve musibete düşersen $ de, o belâdan kurtul. M.N.) Devamını Oku

  • MÜTEŞABİH(E): Birbirine benzeyenler. * Fık: Mânası açık olmayan âyet ve hadis. Kur’an-ı Kerim’in ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri. “Muhkem” olmayan âyet veya hadis. * Zâhirî mânası kastedilmeyen ve teşbih ve temsil yoluyla hakikatlerin beyanında kullanılan ifade. Devamını Oku

  • MÜTEVELLİD: Doğan, dünyaya gelen. * İleri gelen, çıkan, hâsıl olan. Devamını Oku

  • RAVİ: Rivayet eden. İnsanlara haberleri nakleden. * Hadis nakleden. * Söyleyen, anlatan. Devamını Oku

  • ŞEKERRİZ: f. Pek tatlı, şeker saçan. * Sevinçten dolayı gelen gözyaşı.şEKEVAT : (şekve. C.) şikâyetler. Devamını Oku

  • AHVAL: (Hâl. C.) Dayılar. Annenin erkek kardeşleri. Devamını Oku

  • İLM-İ HADİS: (İlm-i Rivayet – İlm-i Ahbâr – İlm-i Âsâr) Resulüllah’ın (A.S.M.) akvâli (sözleri), ef’ali ve hallerine dâir ilimdir. Ehl-i hadis ıstılahında; tarihe ve siyere dâir hadis-i şeriflere bazan İlm-i Hadis-ül Halk, bazan da Sîre (Sîret) tabir edilir. (Bak: Hadis) Devamını Oku

  • KARİA: (A, uzun okunur) Ansızın gelen belâ. Kıyâmet. * Belâ ve musibetten hıfz-ı İlâhiye dâir okunan dua ve âyetler. * Peygamberimiz’in (A.S.M.) düşman üzerine saldığı asker grubu. * Pek şiddetli rüzgâr. Devamını Oku

  • MUHKEMAT-I KUR’ANİYYE: Mânası açık ve te’vile ihtiyacı olmayan âyetler. Başka bir mânaya ihtimali olmayıp sarih emir ve nehiyleri müştemil olan âyetler. Bu âyetler mensuh veya anlaşılmayan şekilde müteşabih ve muhtemel olmayıp muhkem ve mübeyyin olmakla aslâ te’vile muhtaç olmazlar. Bâzı şeylerin haram olması veya enbiya kıssaları (Ekasis-i enbiya) gibi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar