EVBAŞ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

EVBAŞ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

EVBAŞ: Mahalle çapkını. Şahısların rezilleri. * Muhtelif yerlerden gelmiş, toplanmış bir cemaat, bir bölük.

Sponsorlu Bağlantılar

EVBAŞ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • EVBAŞAN: (Evbaş. C.) Aşağılık kimseler, âdi kişiler, alçak ve rezil insanlar. Ayak takımları. Devamını Oku

  • MELA: (C.: Emlâ) Ova, sahra. * Vakit. * Sıcak kül.MELA’Â : Meşveret. * Cemaat. Güruh. * Bir kavmin ileri gelen mes’uliyetli şahısları. * Huy, ahlâk. (Bak: Mele’) * Doldurmak. Devamını Oku

  • ARŞİDÜK: Fr. Avusturya ve Macaristan İmparatorluk hanedanı prenslerine verilen ünvandır ve “Büyük Düka” demektir. Türkçe’de Arşuduka da denmiştir. ARŞİV : Fr. Eski ve tarihçe kıymetli olan resmi kayıt ve kâğıtların saklandığı yer. * Bir mevzu hakkında toplanmış muhtelif vesikaların hepsi. Devamını Oku

  • İBARET: Meydana gelmiş, toplanmış. Bir şeyden teşekkül etmiş. Bir şeyin aynı. Bir şeyin içindekini ve aslını beyan. Bir halden bir hale tecavüz eylemek. * Rüya tabir etmek. Devamını Oku

  • ALAY: (Ask.) 3-4 tabur piyade veya5 bölük süvari askerinden mürekkep kuvvet. * Debdebe ve gösterişle yapılan tören, geçit resmi. * Cemaat, topluluk, güruh, kalabalık, fevç. * Fazla miktar, muhtelif ve müteaddit kişiler veya şeyler. Devamını Oku

  • CEMAAT: Topluluk. Bir yere toplanmış insanlar. Takım, bölük. * Fık: Bir imama uyup namaz kılan müslümanların heyeti. Bir mezhebe tâbi bir heyet teşkil eden ahali. * Aralarındaki münasebetleri din, örf ve âdetlere göre tanzim eden, akrabalık, komşuluk, hemşehrilik gibi rabıtalarla birbirine bağlı insan topluluğu. Devamını Oku

  • TEBELBÜL-Ü AKVAM: Muhtelif kavimlerden ibaret bir cemaatin kısım kısım olmaları, muhtelif dil konuşmaları. (Bak: Babil) Devamını Oku

  • HALİTA-İ DİMAĞÎ: f. Akıldaki muhtelif mes’ele ve fikirler. Dimağdaki karışık, muhtelif bilgiler. Devamını Oku

  • ÜMMET: Cemaat, kavim, taife. * Bir hâkim milletin ashabından olan hey’et-i içtimaiye. * Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir peygamberin Hakka davet ettiği cemaat. * Bir dille konuşan millet. * Arkasına düşülecek bir cemaat veya tarikat. Devamını Oku

  • MASDA': Taşlık yerlerden geçen düz yol. Devamını Oku

  • TEVATÜR: Kuvvetli haber. * Müteaddid şeyler birbiri ardınca zâhir olmak. * Bir hususun söylenmesi hemen herkesin ağzında olup, gezmek. Şâyia. * Fık: İçinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemâate dayanan kuvvetli haber, ferdî olmayıp cemaate ait olan sağlam haber.(Mâlumdur ki; üç dört muhtelif yoldan gelenler, aynı bir hâdiseyi söyleseler, yakini ifâde eden tevâtür derecesinde o Devamını Oku

  • USBE: Cemaat. İnsanlar. Atlılar. Atlar veya kuşlardan cemaat. Devamını Oku

  • MUHDES: İhdas edilmiş. So adan meydana gelmiş, eskiden olmayan. * İlm-i Hâlde: Şer’î temizliği gitmiş, abdest veya guslü lâzım gelmiş olan. Devamını Oku

  • NEFİR: Cemaat, topluluk. * Harp için seferber olan cemaat. Devamını Oku

  • EZFELÎ: Cemaat-ı kalile. Az cemaat. Ufak topluluk. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar