EVB Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

EVB kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

EVB: Dönülmesi lâzım gelen yere dönmek. * Kasd. İstikamet.

Sponsorlu Bağlantılar

EVB ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • NUR-İ KASD: Kasd ve irâdenin nuru. Kasd ve iradeden gelen parlaklık. Bir istek ve kasıtla yapıldığına âit alâmet ışığı. Devamını Oku

  • SEDAD: İstikamet ve kasd. * Haklı ve doğru şey. * Akıl. Devamını Oku

  • KASD: Bir işi bile bile yapmak. * İsteyerek. Niyet ederek. * Niyet. Tasavvur. * İstikamet. Yolu doğru olmak. Devamını Oku

  • AN-KASDİN: Kasd ve niyet üzere, mahsusen. Devamını Oku

  • ENDİŞE-İ İSTİKBAL: Gelecek zamanı düşünmekten gelen merak, üzüntü, keder. Geleceği düşünmek. Devamını Oku

  • AMBARGO: Bir para veya malın kullanılması veya başka bir yere götürülmesi ya da bir geminin bulunduğu limandan ayrılması yasağı. Devamını Oku

  • SETR-İ AVRET: Başkalarına gösterilmesi haram olan yerleri örtmek. Şer’an örtülmesi lâzım gelen yerlerini örtmek. (Bak: Avret-Tesettür) Devamını Oku

  • SETR-İ AVRET: Başkalarına gösterilmesi haram olan yerleri örtmek. Şer’an örtülmesi lâzım gelen yerlerini örtmek. (Bak: Avret-Tesettür) Devamını Oku

  • SEVM: Satılık bir şeye kıymet takdir etme, paha biçme. * Su-i kasd. Zulüm ve minnete giriftar etmek. Derde sokmak. * Dağlamak. * Başına buyruk olup istediği yere gitmek. * Kuş havada dolaşmak. * Satışa arzetmek. * Satın almak istemek. * Fâide yetiştirmek. * Davarın yabanda gezip otlaması. * İstemek, talep etmek. Devamını Oku

  • SEVM: Satılık bir şeye kıymet takdir etme, paha biçme. * Su-i kasd. Zulüm ve minnete giriftar etmek. Derde sokmak. * Dağlamak. * Başına buyruk olup istediği yere gitmek. * Kuş havada dolaşmak. * Satışa arzetmek. * Satın almak istemek. * Fâide yetiştirmek. * Davarın yabanda gezip otlaması. * İstemek, talep etmek. Devamını Oku

  • HANEF: İstikamet, doğruluk. * Ayak eğriliği. * Eğrilik, udûl. Devamını Oku

  • SU-İ KASD: Bir kimsenin aleyhinde tertib alma. * Adam öldürmeğe tertib alma. * Kötü kasd. Devamını Oku

  • MÜZAHAME(T): Birbirine zahmet verme. Kalabalıktan gelen sıkıntı, sıkıştırma. * Bir yere itişe kakışa hücum etme. Devamını Oku

  • MÜTEREDDİD: Kararsız, teredüdde kalan, karar veremeyen, cesaretsiz. * Bir yere gidip gelen. Devamını Oku

  • HÂSIL-I BİLMASDAR: Hakiki müessirden hâsıl olan fiildir. Kendi sebeb ve şartlarından meydana gelen şey. Meselâ: Bir şeye vurmak, masdardır; o vurmaktan hâsıl olan ses çıkmak, hâsıl-ı bilmasdır’dır. Tüfek atarak bir adamı öldürmekte tüfek atmak fiili, masdar: adamın ölmesi ve tüfeğin sesi çıkması da hâsıl-ı bilmasdar’dır. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar