EŞÜDD Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

EŞÜDD kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

EŞÜDD: Büluğa gelmek mertebesi.

Sponsorlu Bağlantılar

EŞÜDD ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • AYN-EL YAKÎN: (Ayn-ül yakîn) Göz ile görür derecede görerek, müşâhede ederek bilmek. (Bak: Yakîn)(İman-ı tahkikîde pek çok meratib var. O mertebelerden ilm-el yakîn mertebesi çok bürhanların kuvvetleriyle binler şüphelere karşı dayanır. Halbuki taklidî iman ise bir şüpheye karşı bazan mağlup olur. Hem iman-ı tahkikînin bir mertebesi de, ayn-el yakîn derecesidir ki, çok mertebeleri var. Belki Devamını Oku

  • NEŞ’ET: Meydana gelmek, vücuda gelmek. Büyüyüp kat ve kamet sahibi olmak. Yetişmek, ileri gelmek. * Çıkmak. Kaynak olmak. Devamını Oku

  • EİMME-İ ÂLÎŞAN $: Çok yüksek mertebesi ve büyük kıymeti olan imamlar. İmam-ı A’zam, İmam-ı Şâfiî gibi. Devamını Oku

  • SÜ’B: Akıl geri gelmek. * Gittikten so a yine eski yerine dönmek, mekânına gelmek. Devamını Oku

  • SIRAT-I MÜSTAKİM: En doğru yol, İslâmiyet yolu. Hak yolu. Allah’ın râzı olduğu en doğru yol. Peygamberlerin, evliya ve sâlihlerin, sıddıkinlerin gittikleri meslek.(Sırat-ı müstakim, şecâat, iffet, hikmetin mezcinden ve hülâsasından hasıl olan adl ve adâlete işârettir. Şöyle ki: Tegayyür, inkılâb ve felâketlere ma’ruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için üç kuvvet ihdâs Devamını Oku

  • MAGUSE: Medet gelmek, yardım gelmek. Devamını Oku

  • HİZAYA GELMEK: Yola gelmek, düzelmek. Devamını Oku

  • HILFE: Muhalefet etmek, karşı gelmek. * Biri gidip diğeri geriye gelmek. * Biçildikten veya yandıktan so a biten ot. * So a biten yemiş. Devamını Oku

  • TERETTÜB: Sıralanmak. * Gerekmek. Lâzım gelmek. Netice olarak çıkmak. * Bir yerde aslâ kımıldamak, bir vecih üzere sâbit ve pâyidar olup durmak. * Zuhura gelmek. * Muayen sebeblerin, muayyen ve mukannen olan neticeler vermesi. Devamını Oku

  • CELİL: Celâlet ve celâdet sâhibi. Azîm, mertebesi yüksek. Devamını Oku

  • HEY’ET-İ A’YÂN: Senato. * Mertebesi yüksek ve itibar edilenlerin heyeti. Devamını Oku

  • KAMET-İ KIYMET: Kıymet ve değerinin mertebesi. Manevî büyüklük. Devamını Oku

  • CELL: (C.: Cülûl) Yerden birşey toplamak. * Gemi yelkeni.* Yaşlı olmak. * Kadr ve mertebesi büyük olmak. * Celil, büyük, ulu. Devamını Oku

  • DERECE-İ ŞUHUD: İmanı ve mânevi hakikatları, mânevi terakki yoluyla görmek seviyesinde olan iman mertebesi. Devamını Oku

  • BOSTAN-I HUDÂ: f. Huda’nın, Allah’ın bostanı meâlinde olup, İlâhî güzellikleri ve tecelli-i İlâhînin aksettiği yer mânâsında kullanılır. “Vahidiyet mertebesi” diye de söylenmiştir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar