EŞCAR-I BAĞ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

EŞCAR-I BAĞ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

EŞCAR-I BAĞ: Bahçenin, bağın ağaçları.

Sponsorlu Bağlantılar

EŞCAR-I BAĞ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ELİL: İnlemek, enin. Devamını Oku

  • ENİNDÂR: f. İnleyen, enin eden. Devamını Oku

  • FEYZ-İ SAFÂ: Neşenin feyzi, safânın bolluğu. Devamını Oku

  • ISMAM: Şişenin ağzını tıkama. * Sağırlaştırma, duymaz hâle getirme. Devamını Oku

  • SAKSAKA: Sığırcık kuşunun ötmesi. * Çok söylemek, çok konuşmak. * Serçenin terslemesi. Devamını Oku

  • SAMM: Sağır olmak. * Şişenin ağzını tıkamak. * Katı, sağlam ve sert madde. * Vurmak. Devamını Oku

  • GIRBİL: Havuzun dibinde kalan balçıklı su. * Bardak ve şişenin dibinde olan tortu. Devamını Oku

  • GAYYA: Cehennemin beşinci tabakasındaki çok korkunç bir kuyunun adı. İçine düşenin kolay kolay kurtulamıyacağı korkunç yer. Devamını Oku

  • İKTİRAN: Ulaşmak. Mukarin olmak. Yaklaşmak. Yetişmek. * İki şeyin bir arada gelmesi. İki nimetin aynı anda bulunması gibi… (İktiran tâbirinden anlaşılan: Bir şeyin zahirî sebebiyle o şeyin beraber görünmesidir. Meselâ bir bahçeye su vermek zahirî sebebi ile nebatların büyümesi; veya bir mürşidin irşadiyle hidayete ermenin bir zaman içinde beraber bulunmaları ki, hem zahirî sebeplerin, hem Devamını Oku

  • TUL-U EMEL: Bitmeyen istek. * Hiç ölmeyecek gibi dünyaya dalmak ve düşünmek. (Ey gafil Said! Bil ki: Galat-ı his nev’inden gayet muvakkat dünyayı lâyemut ve daimî görüyorsun. Etrafına ve dünyaya baktığın zaman bir derece sabit ve müstemir gördüğünden, fani nefsini de o nazar ile sabit telâkki ettiğinden, yalnız kıyametin kopacağından dehşet alıyorsun. Güya kıyametin kopmasına Devamını Oku

  • HANİN-ÜL CİZ': Kuru direğin inleyip ağlayışı. Hurma kütüğünün inlemesi.(Mescid-i Şerifte hurma ağacından olan kuru direk (Resul-ü Ekrem (A.S.M.) hutbe okurken, ona dayanıyordu) so a minber-i şerif yapıldığı vakit Resul-ü Ekrem (A.S.M.) minbere çıkıp hutbeye başladı. Okurken, direk deve gibi enin edip ağladı; bütün cemaat işitti. Tâ Resul-ü Ekrem (A.S.M.) yanına geldi, elini üstüne koydu, onunla Devamını Oku

  • HAZM: Midedeki yenen şeyleri eritmek, sindirmek. Vücuda yarayacak hale getirmek. * Birisine ansızın hücum etmek. * Ansızın bir şey üzerine inmek. * Birisinin hakkını, malını gasb ile alıp zulmeylemek. * Münasebetsiz bir hale, güce gidecek bir vaziyete düşenin kendi nefsini zaptedip tahammül etmesi ve sabreylemesi.* Taze olmak. * Kırmak.(İslâm hükemasının Eflâtun’u ve hekimlerin şeyhi ve Devamını Oku

  • TERKİB: Birkaç şeyin beraber olması. Birkaç şeyin karıştırılması ile meydana getirilmek. * Birbirine karıştırılmış maddeler. * Gr: Terkib-i nâkıs ve terkib-i tam olarak iki kısma ayrılır. Terkib-i nâkıs: Cümle kadar olmayan terkiblerdir. Terkib-i tam ise; bir cümleden ibarettir. Birbirine eklenen kelimelere terkib denir. Bunlar bir ismin veya sıfatın benzerleri arasında belirtilmesi için başına getirilen isim Devamını Oku

  • BAŞE: f. Atmaca kuşu. Devamını Oku

  • LİBAÇE: f. Elbise, libâs. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar