ESBAB-I MÛCİBE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

ESBAB-I MÛCİBE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ESBAB-I MÛCİBE: Gerektiren sebebler. İcab eden sebepler.

ESBAB-I MÛCİBE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ESBAB-I MÜŞEDDİDE: Kuvvetlendiren, artıran sebepler. Cezâ hukukunda; cezâyı ağırlaştıran kanuni veya takdiri sebepler. (Esbâb-ı muhaffifenin zıddıdır.) Devamını Oku

  • ESBAB-I MÜCBİRE: İcbar eden, cebreden, zorlayan sebepler. Devamını Oku

  • EVCEDETHU-L ESBAB: (İcad. dan) “Onu sebepler icadediyor. Sebepler bu şeyi icadediyor.” mânasında dinsizliği ima eden bir söz. Devamını Oku

  • ESBAB-I HAKİKİYE: Gerçek sebepler, hakiki sebepler. Devamını Oku

  • ESBAB-I MUHAFFİFE: (Esbâb-ı mazeret) Yapılan bir cürmün ve kabahatın cezasını hafifletici sebebler. Devamını Oku

  • ESBAB-I SAHİHA: Doğru ve sahih sebepler. Devamını Oku

  • ESBAB-I TABÎİYE: Tabiattaki sebepler. (Bak: Delil-i İnâyet) Devamını Oku

  • ESBAB-I SÜBUTİYE: İsbata yarıyan sebepler. Sübut delilleri. Devamını Oku

  • ÂLEM-İ ESBAB: Sebepler âlemi. Her şeyin bir sebebe dayanarak olduğu âlem. Bu dünya. Devamını Oku

  • ESBAB-I FESHİYYE: Huk: Bir i’lâmın istinaf suretiyle bozulmasını icabettiren sebepler. Devamını Oku

  • DAİRE-İ ESBAB: Sebepler dâiresi. Sebep ve kanunların bulunduğu yer olan maddi âlem. Devamını Oku

  • ESBAB: (Sebeb. C.) Sebebler. Bir şeye vâsıta olanlar. Sebeb olanlar. (Evet, izzet ve azamet ister ki; esbab, perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve Celâl ister ki; esbab, ellerini çeksinler te’sir-i hakikiden. M. N.)(Cenab-ı Hak, müsebbebatı esbaba bağlamakla, intizamı, temin eden bir nizamı kâinatta vaz’etmiş. Ve her şeyi, o nizama müraat etmeğe ve o Devamını Oku

  • ESBAB-I NAKZİYYE: Bir hükmün daha yüksek bir merci tarafından bozulmasını icâb ettiren sebepler. Bozma sebepleri. Devamını Oku

  • ESBAB-I NAKZİYYE: Bir hükmün daha yüksek bir merci tarafından bozulmasını icâb ettiren sebepler. Bozma sebepleri. Devamını Oku

  • MÜLZİM: İlzam eden, susturucu. * Lüzumlu gören. Gerektiren. * Verilen hükmün mutlak yerine getirilmesindeki mecburiyet. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar