ESAKK Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ESAKK kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ESAKK: Yürürken dizlerini birbirine vuran.

Sponsorlu Bağlantılar

ESAKK ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUHTEBA: Dizlerini yere dikip ellerini dizlerine kavuşturup oturan; dizlerini iple bağlayıp oturan kimse. Devamını Oku

  • MÜTESADİM: (Sadme. den) Birbirine çarpışan, birbirine çarpıp vuran. Devamını Oku

  • MÜTESAYİF: Birbirine kılıçla vuran. Devamını Oku

  • MÜTEDARİB: (Darb. dan) Birbirine vuran karşılıklı vuruşan. Devamını Oku

  • EMZAH: Yürürken uylukları birbirine sürüyüş. Devamını Oku

  • EMŞAK: Yürürken uylukların birbirine sürtmesi Devamını Oku

  • EMSAH: Yürürken uylukların birbirine sürtmesi. Devamını Oku

  • ZEKK: Zayıf. * Yürürken adımların birbirine yakın olması. Devamını Oku

  • KIRMETA: Kitapla satırların veya yürürken adımların birbirine yakınlığı. Devamını Oku

  • TE’Z: Yara. * Cenk edip döğüşürken birbirine yakın olup yoldaşını gözetmek. Devamını Oku

  • KUB: f. “Vuran, vurucu, döven” mânâlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: (Leked-kub: Tekme vuran) Devamını Oku

  • DARİB: (Darb. dan) Sütünü sağan kimseye vuran dişi deve. * Ağaçlı yer. * Karanlık gece. * Vurucu, vuran. Darbeden, çarpan. Döven. Devamını Oku

  • HATK (HATKÂN): Yürürken adımların birbirine yakın olması. * Yönelmek, teveccüh etmek. Devamını Oku

  • KURFUSA (KARFESA): Mak’adı üstüne oturup dizlerini karnına yapıştırıp iki kolunu baldırları üstüne kavuşturmak. Devamını Oku

  • HIBVE (HUBVE): (C.: Hubâ) Gökyüzüne yayılmış büyük bulut. * Dizlerini büküp, mak’adı üzerine oturup, elleri dizleri altından bağlamak. * Bele takılan şey. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar