ELYAK Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ELYAK kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ELYAK: Daha münâsib. Daha lâyık.

Sponsorlu Bağlantılar

ELYAK ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ŞAYANTER: f. Daha lâyık, çok lâyık. Elyak. Devamını Oku

  • TAFDİL: Bir şeyi üstün kılmak. Birisini ötekisinden mühim görmek. * Gr: Bir şeyi “en üstün, daha üstün daha çok, en iyi, daha iyi” gibi mânâ ifâde etmesi için mukayese ve üstünlük gösteren ismini söylemek ki, buna “ism-i tafdil” denir. Ef’al () vezninde; efdal (daha faziletli), ekber; (en büyük), ahsen; (en güzel, daha güzel) gibi. Türkçede; Devamını Oku

  • ERFAK: En ziyade yumuşak. * Arkadaş, refik olmaya en çok lâyık, elyak. Devamını Oku

  • ÂLEM-İ GAYB: Zâhir duygularımızla bilinemeyen ve ervah ve meleklere, cinlere mahsus olan âlem. Mâzi ve müstakbeldeki mahlukatın mânevi hayatlarının âlemi.(Her şeyin bâtını zâhirinden daha âli, daha kâmil, daha lâtif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi; hayatça daha kavi, şuurca daha tamdır. Ve zâhirde görünen hayat, şuur, kemâl vesaire ancak bâtından zâhire süzülen zaif bir tereşşuhdur. Devamını Oku

  • AHMEZ: Daha metin, daha sağlam, daha çetin. Devamını Oku

  • KIDEM: Öncelik ve eskilik. * Evveli bulunmamak. Ezeli olmak. * Başkasından daha önce olmak. Zamanca daha evvelki olmak. Rütbece daha yüksek olmak. * Cenab-ı Hakkın “Kıdem” sıfatı, yâni; ebedî ve ezelî oluşu. Devamını Oku

  • TEKEBBÜR: Kibirlenmek. Kendini büyük saymak. Nefsini büyük görmek. (Bak: Taabbüd, Tevazu’)(İşte ey insan! Eğer yalnız ona abd olsan bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkâf etsen, âciz mahlukata zelil bir abd olursun. Eğer enâniyetine ve iktidarına güvenip, tevekkül ve duâyı bırakıp, tekebbür ve dâvaya sapsan; o vakit iyilik ve icad cihetinde arı ve Devamını Oku

  • EVLEVİYET: Daha öncelik. Başta gelir olmak. Daha beğenilir. Daha münâsip olmak. Devamını Oku

  • AHSAR: Pek kısa, daha kısa, daha özlü, daha veciz. Devamını Oku

  • AKDEM: Daha önce. Daha ileri. Daha mühim. Devamını Oku

  • İSM-İ TAFDİL: Renge, şekil ve vasfa dâir (ef’al) vezninde olan mutlak ve uzuv noksanlığına delâlet etmemek üzere mukâyeseli üstünlük ifâde eden sıfatlardır. Daha büyük, en büyük, daha küçük, en küçük, en güzel, daha güzel gibi mânâlara gelir. (Kebir kelimesinin ism-i tafdili: Ekber; sağir kelimesinin ism-i tafdili: Asgar; sa’b kelimesinin de Es’ab’dır.) Devamını Oku

  • İSM-İ TAFDİL: Renge, şekil ve vasfa dâir (ef’al) vezninde olan mutlak ve uzuv noksanlığına delâlet etmemek üzere mukâyeseli üstünlük ifâde eden sıfatlardır. Daha büyük, en büyük, daha küçük, en küçük, en güzel, daha güzel gibi mânâlara gelir. (Kebir kelimesinin ism-i tafdili: Ekber; sağir kelimesinin ism-i tafdili: Asgar; sa’b kelimesinin de Es’ab’dır.) Devamını Oku

  • İZZET-İ İSLÂMİYE: İslâmi izzet. Müslüman olanın her hususta daha şerefli, daha çalışkan, daha izzetli olması hâleti. Diğer dinlerdekilerden ve dinsizlerden izzetli ve şerefli olmaları hâleti. Devamını Oku

  • EŞEFF: Çok parlak. Daha şeffaf. Işığı daha iyi geçiren. * Suyu kendine çok fazla çeken. Devamını Oku

  • TEKRAR: (Kerr. den) Bir şeyi iki veya daha fazla yapma. * Bir daha, yine, yeniden. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar