ELLEYS Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ELLEYS kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ELLEYS: Mutlak hiçlik. Adem-i sırf.

Sponsorlu Bağlantılar

ELLEYS ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ADEM-İ HÂRİCÎ: İlm-i İlâhide mevcud olup, maddi vücudu olmayan.(Adem-i mutlak zaten yoktur; çünkü bir ilm-i muhit var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın. Dâire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i hâricidir ve vücud-u ilmiye perde olmuş bir ünvandır. Hatta bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik “A’yan-ı sâbite” tabir etmişler. Öyle Devamını Oku

  • ADEM-İ KABUL: İsbatı tasdik etmemek. Şek, hükümsüzlük. İman hükümlerini lâkaydlıkla karşılamak, nefy ve inkâr etmek, kabul etmemek, göz kapamak gibi câhilâne bir hükümsüzlük. Bir terk, bir cehl-i mutlak. (Kabul etmemek başkadır. İnkâr etmek başkadır. Adem-i kabul, bir lâkaydlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilâne bir hükümsüzlüktür. Bu surette, çok muhal şeyler onun içinde gizlenebilir. Onun aklı, Devamını Oku

  • LEZZET: (C.: Lezzât) Tad, çeşni. Hoş ve güzel olan şey.(Dünyanın âkıbeti ne olursa olsun, lezaizi terketmek evlâdır. Çünki, âkıbetin ya saadettir, saadet ise şu fâni lezaizin terkiyle olur. Veya şekavettir. Ölüm ve idam intizarında bulunan bir adam, sehpanın tezyin ve süslendirilmesinden zevk ve lezzet alabilir mi? Dünyasının âkıbetini küfür sâikasiyle adem-i mutlak olduğunu tevehhüm eden Devamını Oku

  • ADEM-İ SIRF: Yokluk. Mutlak yokluk. Devamını Oku

  • FEYYAZ-I MUTLAK: Mutlak ve sonsuz feyiz ve bolluk sahibi. Allah.(Kader herşeye bir miktar ve o miktara göre bir kalıp vermiştir. Feyyaz-ı Mutlak’tan aldığı feyze olan kabiliyeti, o kalıba göredir. M.N.) Devamını Oku

  • FAKR-I MUTLAK: Mutlak fakirlik. Mü’min bir kulun Cenâb-ı Hakka karşı mutlak muhtaç halde olduğunu bilişi. Nihayetsiz muhtaç olduğu Allaha (C.C.) ve emirlerine tam teslimiyyetle sığınması hâleti. Devamını Oku

  • SEMİ-İ MUTLAK: Her şeyi şeksiz, şüphesiz, mutlak surette işiten Allah (C.C.). Devamını Oku

  • LEYS: Adem. Yokluk. Gayr-ı mevcud. (Bunun aslı “lâyese” idi. Yâ’yı tahfif için “leyse” oldu.) Hükemâlar arasında “eys” vücud, “leys” adem mânâsında kullanılmıştır. (L.R.) * Gaflet. * Bahâdırlık, kahramanlık. * Yük çekici olmak. Devamını Oku

  • TENEZZÜH-Ü ZÂTÎ: Zata mahsus tenezzüh. Yani zatının bütün noksan sıfatlardan, kusurlardan temiz ve uzak oluşu.(Zât-ı Vâcib-ül Vücud’un vücub-u vücuduna ve kudsiyetine lâyık bir tarzda ve istiğna-i zâtîsine ve gınâ-i mutlakına muvafık bir surette ve kemâl-i mutlakına ve tenezzüh-ü zâtîsine münâsib bir şekilde, hadsiz bir şefkat-i mukaddese ve nihayetsiz bir muhabbet-i münezzehesi vardır. M.) Devamını Oku

  • NA-BESÎ: f. Yokluk, adem. Devamını Oku

  • HÂB-I ADEM: Ölüm uykusu. Devamını Oku

  • BABA-YI ÂLEM: Hz. Adem (A.S.) Devamını Oku

  • NİSTÎ: f. Yokluk, adem. Devamını Oku

  • ADEM-İ MÜBÂLÂT: Dikkatsizlik. Devamını Oku

  • ADEM-İ İNKÂR: İnkâr etmeme. İnkârsızlık. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar