DÜLDÜL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

DÜLDÜL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DÜLDÜL: Fahr-i Kâinat (A.S.M.) Efendimize mahsus bir katır ki, so adan Hz. Ali (R.A.) Efendimize bahş buyurulmuştur.

Sponsorlu Bağlantılar

DÜLDÜL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • FAHR-İ KÂİNAT: (Fahr-i Âlem, Zübde-i Kâinat, Seyyid-i Kâinat) Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (A.S.M.) nâmları. Bütün âlemin kendisi ile şeref bulduğu, iftihar ettiği Hz. Muhammed (A.S.M.). (Bak: Mefhar) Devamını Oku

  • HÜCRE-İ SAÂDET: Saâdetli oda. Fahr-i Kâinat Hazret-i Peygamber’in (A.S.M.) odası. Devamını Oku

  • DİLDİL: f. Iztırab, acı, elem, sıkıntı, azab. İnilti. Devamını Oku

  • MUSTAFA: (Safvet. den) Güzide. Istıfâ edilmiş. Has ve seçilmiş. * Hz. Peygamber’in (A.S.M.) mübarek bir ismi. (Bak: Fahr-i kâinat – Resul) Devamını Oku

  • RAVZA-İ MUTAHHARA: Fahr-i Kâinat Aleyhi Efdal-üs-Salavat ve Efdal-üt-tahiyyât Efendimizin Kabr-i Şerifiyle Minberin arasındaki saha. Devamını Oku

  • LEDÜNN: (İlm-i ledünn) Garib bir ilim ismidir. Ona vakıf olan, mesturat ve hafâyayı, gizlilikleri münkeşif bir halde göreceği gibi, esrar-ı İlâhiyyeye de ıttıla’ kesbeder. Bu ilm-i şerifin hocası ve sultanı Fahr-i Kâinat Aleyhi Ekmelüttahiyyât vessalâvât Efendimiz Hz. leridir. Bu ilmin ehli ise, Enbiyâ-ı izâm (A.S.) ve Ehlullâh-i Kiram Efendilerimiz Hazretleridir. Devamını Oku

  • SEYYİD-ÜL MÜRSELÎN: Resüllerin Seyyidi. (Bak: Fahr-i âlem, Muhammed (A.S.M.), Münacat, Resül) Devamını Oku

  • MESAMM-ÜL CİLD: Tıb: Cilt üzerindeki küçük delikler. Devamını Oku

  • LAĞIM: Kaleleri düşürmek için gedik açmak veya düşman ordugâhına zarar yapmak maksadıyla açılan ve barut konulup atılan yerler. Bu işi yapanlara “lâğımcı” denilirdi. So adan bu türlü işlere “İstihkâm” denilmiş ve o ad altında askeri teşkilât yapılmıştır. * Kazurat ve çirkef sularının akmasına mahsus örtülü yol. Devamını Oku

  • TEEMMÜL: İyice, etraflıca düşünmek. Derin derin düşünmek.(Evet, aklı bozulmayan bir şahıs, teemmülü neticesinde anlar ki: Meselâ: Bal arısını pek çok şeylere fihriste yapan ve kitab-ı kâinatın ekser mesâilini insanın mahiyetinde yazan ve incir nüvesinde incir ağacının proğramını derceden ve insanın kalbini binlerce âlemlere örnek ve pencere yapan ve beşerin kuvve-i hafızasında tarih-i hayatını taallukatiyle beraber Devamını Oku

  • HUDEYBİYE: Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye giden yolun üzerinde ve Mekke’den bir merhale uzaklıkta küçük bir köy olup, yakınında bir kuyu ve bir ağaç vardır ki, bu ağacın altında Hz. Fahr-i Kâinat Efendimize (A.S.M.) beşinci hicri senede eshabı tarafından biat olunmuştur. Hicretten beş sene on ay geçtiğinde Hz. Peygamber, maiyetindeki Muhacirîn ve Ensar’dan 1400 kişi bulunduğu Devamını Oku

  • DÜZİNE: On iki parçadan ibaret takım. Devamını Oku

  • SÜMMET-TEDARİK: So adan, başka yerlerden tedarik edilmiş olan. So adan düşünülmüş, uydurulmuş. Devamını Oku

  • MÜSTAHDES: So adan ihdas edilmiş, so adan meydana çıkarılmış. Devamını Oku

  • HÂDİS: Yeni. So adan olan şey. Değişen. Hudus eden. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar