DUHAS Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

DUHAS kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DUHAS: Denizlerde çok olan büyük bir canavar. (Arkasıyla, boğulan kimselere yardım edip kurtarır, "dülfin" de derler.)

Sponsorlu Bağlantılar

DUHAS ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İMDAD: Yardım. Yardıma yetişmek. “Yetişin, kurtarın” mânasında da kullanılır. * Yardıma gönderilen kuvvet. * Vâdeyi uzatmak. Mühlet vermek. Devamını Oku

  • TEZAHÜR: Meydana çıkma, belirme, görünme. Gösteriş. * Birbirini korumak, birbirine arka olmak. * Arkalaşmak; yâni birbirine yardım etmek. * Avretine zıhar etmek, yani zevcesinin arkasını validesinin arkasına teşbih ederek “zuhruki kezuhri ümmî” demek. Devamını Oku

  • ENSAR: (Nâsır. C.) Yardımcılar. Müdâfiler. * Peygamberimiz Resul-ü Ekrem (A.S.M.) Mekke’den Medine’ye hicretinde Onun mücadelesine iştirak edip ona yardımcı, müdâfi, muhafız vaziyetini alan ve Cenâb-ı Hak’tan ve Hz. Peygamber’den (A.S.M.) yardım ve nusret dileyen Sahabe-i Kiram hazeratı. Bu Zevat-ı Kirâm Medine’deki “Evs ve Hazreç” kabilesindendirler. (R.Anhüm) Ensârullah da denir. (Bak: Ashab) Devamını Oku

  • DÛN-PERVER: f. Kötü kimseleri koruyan, alçak kişileri muhafaza edip onların ilerlemelerine yardımcı olan. Devamını Oku

  • RAHLÂ': Arkası beyaz, diğer yerleri siyah olan dişi koyun. * Yalnız arkası kara olan deve. Devamını Oku

  • KA’SA: Devamlı olarak yerinde sabit olan kadın. * Arkası içerisine girdiğinden arkasını yere koyamayan kadın. Devamını Oku

  • KA’SA: Devamlı olarak yerinde sabit olan kadın. * Arkası içerisine girdiğinden arkasını yere koyamayan kadın. Devamını Oku

  • MÜBAŞİR: Müjdeleyen. * Mahkemede kapıcılık edip şâhid ve maznunların ismini çağırarak mahkemeye yardım eden kişi. * Geçici bir vazife alarak merkezden bazı emirleri götüren, icrâ salâhiyeti olan. * Müfettiş. Kontrolör. Devamını Oku

  • RÜCBE: Canavar avlamak için yapılan yer. (İçine iple et bağlarlar ki canavar gelip yapıştığı gibi üzerine düşer.) Devamını Oku

  • KEDAD: Araplar arasında mâruf bir erkek eşeğin adı. (Ona nisbet edip “benat-ul kedad” derler.) Devamını Oku

  • SEMHER: Eskiden süngü ağacı yapan bir kimsenin adı. (Ona nisbet edip “rumh-i semherî” derler.) Devamını Oku

  • TÜFE: Yırtıcı bir canavar. * Karakulak denilen canavar. * Örtünmüş kadın. Devamını Oku

  • SÜREYCÎ: Bir demirci adı. (İyi kılıçları ona nisbet edip “süreycî” derler.) Devamını Oku

  • İHTİLAF: (Hulf. den) Anlaşmazlık, uyuşmazlık, karışıklık, ikilik. * Birisinin halifesi olmak.(Eğer denilse: Hadiste $ denilmiş. İhtilaf ise, tarafgirliği iktiza ediyor. Hem tarafgirlik marazı; mazlum avâmı, zâlim havassın şerrinden kurtarıyor. Çünki: Bir kasabanın ve bir köyün havassı ittifak etseler, mazlum avâmı ezerler. Tarafgirlik olsa, mazlum bir tarafa iltica eder, kendisini kurtarır. Hem, tesadüm-ü efkârdan ve tehâlüf-ü Devamını Oku

  • DÜLFİN: Denize düşenlere yardım edip, onları kurtaran bir balık. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar