DÖVİZ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

DÖVİZ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DÖVİZ: Fr. Yabancı devlet parası. * Yabancı ülkelerde ecnebi paralarla ödenecek olan poliçe, çek gibi senetler.

DÖVİZ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SÜFERA-Yİ ECNEBİYE: Yabancı devlet sefirleri. Yabancı devlet elçileri. Devamını Oku

  • SÜFERA-Yİ ECNEBİYE: Yabancı devlet sefirleri. Yabancı devlet elçileri. Devamını Oku

  • MÜSTE’MİN: Eman dileyen. Emane, emniyete erişen, nâil olan. (Gerek müslim, gerek zimmî veya harbî olsun.) İstiman eden. Emin edilmiş. * Canının bağışlanması şartiyle teslim olan. * Tar: Osmanlı ülkesinde oturmalarına müsaade olunan yabancı devlet tebaası. Osmanlı devleti ile sulh halinde bulunan ecnebiler. Ecnebi memleketlerde seyahat ve ikamet eden müslümanlar da bu sıfatla anılırlardı. * Kendisine Devamını Oku

  • MÜSTE’MEN: (Emn. den). Ecnebi tebaasından olan, yabancı. * Kendisine aman verilmiş olan.. Devamını Oku

  • MÜSTE’MEN: (Emn. den). Ecnebi tebaasından olan, yabancı. * Kendisine aman verilmiş olan.. Devamını Oku

  • VAK’A-NÜVİS: f. Osmanlı İmparatorluğu devrinde, zamanın hâdiselerini kaydetmekle vazifeli olan resmi devlet tarihçisi. Devamını Oku

  • YEK-ÂVÂZ: f. Tek sesli, bir sesli. * Mc: Bir tarzda, bir şekil üzerine. * Edb: Başından sonuna kadar aynı kuvvette güzel olan manzume. Devamını Oku

  • ECANİB: (Ecnebi. C.) Ecnebiler. Yabancılar. Devamını Oku

  • MASNU-U VÂHİD: Cenab-ı Hakk’ın (C.C.) (bir tek olan) san’at eseri. Devamını Oku

  • VÂRİDÂT: (Vâride. C.) Kâr, gelir. * Vârid olan. Bir kimseye veya hazineye ait gelir ve paralar. * Hatıra gelen, içe doğan. Devamını Oku

  • VÂRİD(E): (Vürud. dan) Ulaşan, yetişen, gelen, erişen. Akla gelen. * Olan. Bir şey hakkında söylenip tatbik edilen. * Hâzır, nâzır. * Bahadır. Devamını Oku

  • VÂİZ: Nasihat veren. Dinî mes’eleler üzerinde öğüt veren.(Ben vâizleri dinledim. Nasihatları bana tesir etmedi. Düşündüm. Kasavet-i kalbimden başka üç sebep buldum:Birincisi: Zaman-ı hâzırayı zaman-ı sâlifeye kıyas ederek yalnız tasvir-i müddeâyı parlak ve mübalâğalı gösteriyorlar. Tesir ettirmek için; isbat-ı müddea ve müteharri-i hakikatı ikna’ lâzım iken ihmal ediyorlar.İkincisi: Bir şeyi tergib veya terhib etmekle ondan daha Devamını Oku

  • GARİB-ÜD DİYÂR: Memleketin yabancısı. Devamını Oku

  • KONSOLOS: İtl. Yabancı ülkelerde yurttaşlarının haklarını korumak ve bağlı bulunduğu hükümete siyasî ve ticarî bilgileri vermekle vazifeli hariciye memuru. Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ EMİRİYYE: Huk: Beytülmâle mahsus olup devlet tarafından şahıslara dağıtılan yerler. (Tarla, çayır, koru ve emsali gibi.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar