DİSAR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

DİSAR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DİSAR: (C.: Düsür) Üste giyilen kaftan, elbise. * Yatak çarşafı. * Arapçada elbise demek olduğu hâlde Osmanlıcada yalnız Farsça kaidesi ile yapılan sıfat terkiblerinde ziyadelik, çokluk, bolluk mânasında kullanılmıştır.

DİSAR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • KÜLLİYE: (Külliyet) Bütünlük, umumilik, genellik. * Bolluk, çokluk, ziyadelik. * Tar: Osmanlı İmparatorluğu zamanında Arap vilâyetlerinde bazı medreselere, üniversite karşılığı verilen ad. Devamını Oku

  • İNHİSAR: Hasr olunma. * Tecavüz etmeme. * Bir iş veya malın idâresinin bir kişiye, bir ele bırakılması. Bir elden idâre. Bir şeye mahsus olup, başka şeye şümulü olmama. Yalnız bir şeye veya bir şahsa hasrolunma.(Zihniyet-i inhisâr, hubb-u nefisten geliyor, so a maraz oluyor, nizâ ondan çıkıyor. S.) Devamını Oku

  • MEF’UL-Ü SARİH: Doğrudan doğruya mef’ul demektir. Bir harf-i cerle ifâde olunmaz. “Nuri dalı kırdı” cümlesinde “dal” mef’ul-ü sarihtir. “Nuri daldan düştü” dersek, bunu arapça ifâde için (min) harf-i cerri ile söyleyebiliriz. İşte böyle harf-i cerle söylenen mef’ullere, “mef’ul-ü gayr-i sarih” denir. Bunlar mef’uldeki harf-i cerlerin adına göre isim alırlar. Meselâ: Mef’ul-ü maa, mef’ul-ü fih, mef’ul-ü Devamını Oku

  • HEFTAN: Zırhın altına giyilen pamuklu elbise. * Üstten giyilen kürk biçiminde süslü elbise. Kaftan. (Eskiden ekseriyetle taltif için, büyük kimseler tarafından liyâkat sahiplerine giydirilir veya üstlerine atılırdı.) Devamını Oku

  • İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK: Mc: “Pek süslü” yerine kullanılır bir tabirdir. Osmanlı altını iki dirhem bir çekirdek ağırlığında olduğu için bu tâbir meydana gelmiştir. Devamını Oku

  • DÜRRAE: (C.: Derâri) Ferâce, kaftan, elbise. Devamını Oku

  • DERİ: f. Farsçanın sahihi, fasih olanı. (Kapı demek olan “der” ismi Farsça olduğu halde Arapça sayılarak müennesi “deriyye” yapılmıştır.) * Havası hoş ve lâtif. Yeşilliği bol olan dağ eteği. Devamını Oku

  • BÜRCÜD: Arap elbiselerinden bir nevi kalın elbise. Devamını Oku

  • ORDU (URDU) DİLİ: Pakistan’da Müslümanların konuştukları Arapça, Türkçe, Farsça ve Hintçeden müteşekkil olan dil. Devamını Oku

  • CAN-NİSAR: f. Canını harcayan, canını fedâ eden. Devamını Oku

  • İ’TİSAR: Suyunu çıkarmak için bir şeyi sıkma. Devamını Oku

  • LEM’A-NİSAR: Parlaklık saçan. Devamını Oku

  • SARİ: (Sâriye) Sirayet eden, bulaşıcı, geçici olan. Genişleyip başkasına da geçmeğe, yayılmağa müstaid olan. Devamını Oku

  • SAR: f. Yer, mekân bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek’tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Meselâ: Kühsar $ : Çok dağlık yer. Devamını Oku

  • MEY-GÜSAR: f. İçki arkadaşı. Birlikte içki içen. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar