DİKTE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

DİKTE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DİKTE: Fr. Başkası tarafından yazılmak üzere söyleyip yazdırma. * Karşı koymayacak olan birisine, aşırı arzu ve isteklerini bildirip kabul ettirme.

DİKTE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • NÜKTE: İnce mânalı söz, idraki ve anlaşılması nezâket ve zarifliğe dayanan nazik husus. İbarenin asıl mânasından başka olan nazik ve lâtif mânâ, dikkatle anlaşılabilen ince mânâ. * Yere ağaçla vurup eser bırakmak. Devamını Oku

  • SÜKTE: Çocukları avutup susturmada kullanılan şey. Devamını Oku

  • MEYYAL-İ İNHİDÂM: Yıkılmak üzere bulunan. Neredeyse göçecek durumda olan. Devamını Oku

  • İŞARET-İ ÂLİYE: Tar: Şeyh-ül islâm, defterdar ve yeniçeri ağası gibi maiyyet memurlarından biri tarafından yazılan takrir veya ilam üzerine sadrazamın kabul veya red şeklinde yazdığı yazı. * Sadaret makamından çıkan emirler. Devamını Oku

  • ÜMM-ÜD DEM: Kırmızı kan damarlarında görülen kabarma. Bu nabız damarlarından birisine açılan kan kesesi. Devamını Oku

  • DÂR-ÜN NEDVE: Müslümanlıktan evvel, Kureyş kabilesinin münakaşalar için toplandığı bir yerin adı olup, Kusey ibn-i Kilâb tarafından kurulmuştur. (So adan Hz. Muhammed’e (A.S.M.) karşı bulunanların toplanmalarından dolayı fesat ve münafıkların toplandıkları yer mânâsına kullanılmaya başlanmıştır.) Devamını Oku

  • DÂR-ÜN NEDVE: Müslümanlıktan evvel, Kureyş kabilesinin münakaşalar için toplandığı bir yerin adı olup, Kusey ibn-i Kilâb tarafından kurulmuştur. (So adan Hz. Muhammed’e (A.S.M.) karşı bulunanların toplanmalarından dolayı fesat ve münafıkların toplandıkları yer mânâsına kullanılmaya başlanmıştır.) Devamını Oku

  • CERİDE-İ HAVÂDİS: 1840’da Çörçil ismindeki bir İngiliz tarafından çıkarılan ilk hususî gazete. Devamını Oku

  • DÂİYE: İnsanı bir şeye candan bağlamağa sürükleyen iç duygusu. * Mücib ve sebep. * Bâis olan husus, vakit ve zamanın bir hâleti. * Arzu, hırs. * Dava. * Bahane. Devamını Oku

  • DÂİYE: İnsanı bir şeye candan bağlamağa sürükleyen iç duygusu. * Mücib ve sebep. * Bâis olan husus, vakit ve zamanın bir hâleti. * Arzu, hırs. * Dava. * Bahane. Devamını Oku

  • HÜKM-İ ÂDİL: Huk: Adalet üzere verilmiş olan hüküm. Devamını Oku

  • MÜSTEKTİB: Dikte eden, söyleyip yazdıran. Devamını Oku

  • RAŞİD(E): (Rüşd. den) Hak dinini kabul eden, doğruya giden, rüşde erişmiş olan. * Akıllı. Devamını Oku

  • MASLAHAT-I MÜRSELE: Şeriat tarafından ne itibar ve ne de ibtâl ve ilgâ edildiği mâlum olmayan bir mes’elenin maslahat üzere fakihler tarafından hükümlendirilmesi. Devamını Oku

  • TELİD: (Telide) (Veled. den) Yabancı memlekette doğduğu halde küçük yaşta İslâm diyârına getirilerek orada büyütülmüş ve oranın tâbiiyetini kabul etmiş olan kişi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar