DELAİL-İ ZÂHİRİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

DELAİL-İ ZÂHİRİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DELAİL-İ ZÂHİRİYE: Açık olarak zâhirde görünen deliller. Maddi deliller.

Sponsorlu Bağlantılar

DELAİL-İ ZÂHİRİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • DELAİL-İ ENFÜSİYE: Kişinin kendi nefsinde olan deliller. Yani vücudun gerek maddi ve gerek (vicdan ve hisler gibi) mânevi yapısında olan ve imana ait hükümleri isbat eden delillerdir. Devamını Oku

  • DELAİL-İ AKLİYE: Aklı ile bulunan deliller. Akla âid deliller. Devamını Oku

  • DELAİL-İ ÂFÂKİYE: Afaka âit deliller. Kâinattaki deliller. Devamını Oku

  • DELAİL-İ KALBİYE: Kalbe âid deliller. Kalb ile bilinen deliller. Devamını Oku

  • DELAİL-İ NAKLİYE: Nakil yolu ile gelen deliller. (Bak: Delil-i naklî) Devamını Oku

  • DELAİL: (Delil. C.) Deliller. Bürhanlar. İsbât vasıtaları.(… Cay-ı hayrettir ki; Resul-ü Ekrem’in (A.S.M.) mübalağasız binler vecihte, binler çeşit insan, herbiri bir tek mu’cizesiyle veya bir delil-i nübüvvet ile veya bir kelâmı ile veya yüzünü görmesiyle ve hâkezâ… birer alâmeti ile iman getirdikleri hâlde, bütün bu binler ayrı ayrı insanları ve müdakkik ve mütefekkirleri imana getiren Devamını Oku

  • TE’SİR: Bir şeyde eser ve nişane bırakma. * Vasıfları ve halleri değiştirme. * İşleme, dokuma, iz bırakma. * İçe işleme. * Kederlenme.(Esbaba te’sir-i hakiki verilmemiş. Vahdet ve celâl öyle ister. Lâkin mülk cihetinde esbab dest-i kudrete perde olmuştur. İzzet ve azamet öyle ister. Tâ, nazar-ı zâhirde, dest-i kudret mülk cihetindeki umûr-u hasise ile mübaşir görülmesin. Devamını Oku

  • EDİLLE-İ ERBAA: (Edille-i şer’iye) Fık: Fıkıh ilminin istinad ettiği deliller: Kitab (yani Kur’an-ı Kerim’deki deliller), sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukaha. (Usul-ü erbaa ve edille-i asliye tabirleri de aynı mânada kullanılır.) Devamını Oku

  • HÜCEC-İ HATTİYE: Huk: Yazılı deliller. Bunlar tezvir ve tasni şüphesinden sâlim olduğundan onunla amel edilebilir, yani hükme medar olur, başka vech ile sübuta ihtiyaç kalmaz. (Beraetler, mahkeme kararları, tescil edilen vakriye gibi.) Devamını Oku

  • MA’DUMAT-I HÂRİCİYYE: İlm-i İlâhide olup, maddi vücudu olmayan şeyler. Devamını Oku

  • DELAİL-İ NÜBÜVVET: Peygamberliğin hak olduğuna dair olan deliller.(Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm iddiâ-yı Nübüvvet etmiş; Kur’an-ı Azîmüşşan gibi bir fermanı göstermiş ve ehl-i tahkikin yanında bine kadar mu’cizat-ı bâhireyi göstermiştir. O mu’cizât, hey’et-i mecmuasiyle, dâvâ-yı nübüvvetin vukuu kadar vücudları kat’idir. Kur’an-ı Hakîm’in çok yerlerinde en muannid kâfirlerden naklettiği sihir isnad etmeleri gösteriyor ki; o muannid kâfirler Devamını Oku

  • HÜCEC: (Hüccet. C.) Deliller, senedler, vesikalar. Devamını Oku

  • EDİLLE-İ TÂLİYE: Huk: Örf, âdet, teâmül, istishab, asıl ve amel, maslahat-ı mürsele, kaide-i külliye, âsâr-ı sahabe ve âsâr-ı kibar-ı tabiîn gibi deliller. Devamını Oku

  • BASAİR: (Basiret. C.) Basiretler. İbretli görüşler. Deliller. İbretler. Hüccet ve bürhanlar. Gözler. * Kalb duyguları. Devamını Oku

  • SAFSATA: Hezeyan, yalan, uydurma. Zâhirde doğru, hakikatte yanlış ve yalan olan kıyas. (Bak: Dimağ) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar