DARAT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

DARAT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DARAT: f. Debdebe, tantana, şan, gösteriş, çalım.

Sponsorlu Bağlantılar

DARAT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • DEBDEBE: Gürültü, patırtı. Gösteri için yapılan gürültü. Tantana. Haşmet. Devamını Oku

  • MÜDARAT: (Dery. den) Dost gibi görünme, yüze gülme. Devamını Oku

  • SALTANAT: Kudret, kuvvet. * Hâkimiyet, padişahlık. * Tantana, gösteriş, debdebe. * Şatafatlı hayat. Bolluk. Zenginlik. (Bak: Siyaset) Devamını Oku

  • ALAYİŞ: f. Bulaşıklık, bulaşma. * Debdebe, tantana, gösteriş. Devamını Oku

  • KEVKEBE: f. Fevkalâde tantana. İhtişam, debdebe, şöhret. Devamını Oku

  • YORDAM: t. Edâ. * Alâyiş, tantana, debdebe. * Meleke, çalım, çeviklik, alışkanlık, yatkınlık. Çabukluk. Devamını Oku

  • TANTANA: Çok lüks içinde olmak. Gösteriş. Gürültü patırtı. Devamını Oku

  • EFREND: f. Debdebe, gösteriş, süs, bezek. Devamını Oku

  • BEZEK: Zinet, süs, debdebe, gösteriş. Devamını Oku

  • TUMTURAK: Söylenişi ahenkli ve parlak olan ibare. * Gösteriş, debdebe. Devamını Oku

  • ALAY: (Ask.) 3-4 tabur piyade veya5 bölük süvari askerinden mürekkep kuvvet. * Debdebe ve gösterişle yapılan tören, geçit resmi. * Cemaat, topluluk, güruh, kalabalık, fevç. * Fazla miktar, muhtelif ve müteaddit kişiler veya şeyler. Devamını Oku

  • CAKA: (Argo) Gösteriş, çalım. Caka, mal mülk, giyim, kuşam, yahut hareket davranış yoluyla olabilir. İslâm’da gösterişin her şekli haram ve günahtır. Bugün bazı kimseler ve aileler gösteriş belâsı yüzünden maddî sıkıntılara düşmekte, israfa sürüklenmektedir. İşledikleri günahın cezasını bu dünyada da çekiyorlar. Devamını Oku

  • HODNÜMA: f. Gösteriş meraklısı. Gösterişe meraklı olan kimse. Devamını Oku

  • FANTAZİYE: yun. Yalandan gösteriş, boş debdebe. Zâhirî süs ve zinet. Lüzumlu ihtiyaçtan olmayan ve zevk için kullanılan pahalı eşya.(Sefahet ve dalâlette bozulmuş ve İsevi dininden uzaklaşmış Avrupa! Deccal gibi birtek gözü taşıyan kör dehan ile ruh-u beşere Cehennemî hâleti hediye ettin! So a anladın ki, bu öyle ilâçsız bir illettir ki, insanı âlâ-yı illiyyînden, esfel-i Devamını Oku

  • BEFŞ: f. Azamet, büyüklük, heybet, debdebe. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar