DÂR-I RİDDE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

DÂR-I RİDDE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DÂR-I RİDDE: Aslında Müslim iken so adan irtidâd eden veya bir zaman İslâmiyeti kabul etmiş iken so adan mürted olan şahısların hâkim bulundukları yer.(Darürridde, yani: Mürtedlerden müteşekkil bir taifenin istilâ ederek hakimiyetleri altına aldıkları yerler, bazı ahkâm itibariyle dar-ı harbden ayrılır. Meselâ: Dar-ı harb ahalisiyle musalâha akdi caiz olduğu hâlde, darürridde ahalisiyle caiz olmaz. Çünkü riddetin devamına cevaz verilemez. Şu kadar var ki, bunlar bir müddet düşünmek için mütareke talebinde bulundukları takdirde bakılır. Eğer müslümanların hakkında hayırlı görülürse bu mütarekeye muvafakat edilir. Ve eğer harb edilmesi daha muvafık görülürse bu mütarekeye muvafakat edilmez.Mütâreke kabul edildiği takdirde mukabilinde bir bedel, bir haraç alınamaz. Zirâ bu hâlde mütareke, bir akd-ı zimmete müşabih olur. Halbuki mürtedler, zimmete kabul edilemezler. Bu mütarekenin öyle iki-üç günlük, geçici bir zaman için olması icab etmez. Buna lüzumuna göre bir mühlet tayin edilir. (Ist. Fık. K.)

DÂR-I RİDDE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İDDE: Müddet. Zaman. Vakit. * Küfüv. Hemta. Arkadaş. Devamını Oku

  • ZÜBEYR BİN AVVAM (R.A.): Sahabe-i Kiramdan ve Aşere-i Mübeşşeredendir. Erkeklerin beşincisi olarak onbeş yaşında iken İslâmiyeti kabul etti. Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı muhafaza için ilk kılıç çekenlerdendir. Bütün gazalarda bulunup çok yara aldı. Mısır’ın Fethinde bulundu. Çok zengin olduğu hâlde bütün varını İslâmiyete fedâ etti. Namaz kılarken şehid edildi (Hi: 67). Namazını Hz. Ali (Radıyallahü Devamını Oku

  • VEZİR: Osmanlı Devleti zamanında en yüksek mülkiye rütbelerine ulaşmış paşa. Hükümdar vekili. Pâdişahın yakınlarından ve onun yükünü üzerine alanlardan, mülkün idaresinde fikir ve tedbir ile meded ve yardım eden. Bu tabir “Vizr” kelimesinden gelir. “Vezr” kelimesinden alınsa; “halkın sığınağı” demek olur. Büyük düstur sahibi veya mühür sahibi kabul edilir. Osmanlı devletinde en büyük, mülkiyede en Devamını Oku

  • DİGER-BÂR: f. Başka zaman, başka defa. Devamını Oku

  • ÖMER (R.A.): Resül-ü Ekrem’in (A.S.M.) ikinci halifesi, Aşere-i Mübeşşere’den ve sahabenin en büyüklerindendir. Çok âdil, âbid, zâhid ve merhametli idi. Fakirce yaşadı. Adaleti, şecaat ve cesareti, İlâ-yı Kelimetullah için fedakârlığı meşhurdur. Çok Hadis-i Şeriflerle medhedildi. Zamanında çok fütühat ve ilerleme kaydedildi. Hilâfeti esnasında bütün Âlem-i İslâm, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın devrindeki gibi huzur ve rahat içinde Devamını Oku

  • DEVR-İ DİL-ÂRÂ: En hoş devir. Gönlü hoş eden zaman. Devamını Oku

  • SANİ’İYYET: Ustaca ve tertibli yapıcı oluş. Sâni’lik.(Eğer eşya kendi nefislerine isnad edilirse, herbir zerreye bir uluhiyet lâzımdır. Meselâ, Ayasofya’nın bânisi inkâr edildiği takdirde her bir taşı Mimar Sinan olması lâzım geliyor. Öyle ise kâinatın Sânia olan delâleti, kendi nefsine olan delâletinden daha vâzıh, daha zâhir, daha evlâdır. Öyle ise kâinatın inkârı mümkün olsa bile, Sâniin Devamını Oku

  • MÜDDEÂ: İddia olunan. Dâvâ olunan şey. Asılsız iddia edilen. Devamını Oku

  • BÜDDE: Nasib, hisse, pay. * Nihayet, son. Devamını Oku

  • BİDDE: Derman, tâkat, güç, kuvvet. Devamını Oku

  • SÜDDE: (C.: Süded) Kapı, eşik. Devamını Oku

  • MÜDDEÎ: İddia eden. İddiacı. Davacı. * Bir hükümde ayak direyen. Hak olduğunu veya herhangi hakkın zayi olduğunu dâvâ eden. * İnatçı, muannid. Devamını Oku

  • MİDDE: Cerahat, irin. Devamını Oku

  • MÜDDEÂ ALEYH: Aleyhinde dâvâ açılan. Devamını Oku

  • MÜDDEÂ ALEYH: Aleyhinde dâvâ açılan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar