DAMGA Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

DAMGA kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

DAMGA: Bir şeyin üzerine işaret veya alâmet koymak. * İşaret vurulan âlet. Mühür.

Sponsorlu Bağlantılar

DAMGA ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • DAMGA-İ VAHDET: f. Birlik damgası. Cenab-ı Hakkın birliğini gösteren delil. Devamını Oku

  • DÂG: f. Yanık yarası. * İnsan veya hayvan vücuduna kızgın demirle vurulan damga. Devamını Oku

  • SİKKE-İ EHADİYET: Her şeyin bir elden çıktığını gösteren damga, işaret. (Bak: Ehadiyyet) Devamını Oku

  • CİNAB: Hayvanlara vurulan damga ve nişan. Devamını Oku

  • VESME: Hayvana vurulan kızgın damga. Devamını Oku

  • BÜRSÜN: (C.: Berâsin) İnsan eli. * Vahşi hayvanların pençesi. * Develere vurulan bir nevi damga. Devamını Oku

  • HEMZE: ( $) Elif veya elif yerine kullanılan işaret. Elif, vav, ya, he üzerine konulan ve “e” diye okutan işaret. * Parmakla sıkma, dürtme, sıkıştırma. Devamını Oku

  • ALÂMET-İ FÂRİKA: Ayırıcı işaret. Damga. Devamını Oku

  • MUTRIZ: İşaret ve damga koyan. Alem yapan. Devamını Oku

  • VESM: Damga. İşaret. * Dağlama. * Döğerek toz hâline getirme. Devamını Oku

  • TAAHHÜD: (Ahd. den) Bir işin veya bir şeyin yapılması için söz verme, üzerine almak. İltizam etme. Resmi söz verme. Yüklenme. * Postaya verilen bir şeyin, yerine varmasını sağlama. Devamını Oku

  • İŞARET-İ ÂLİYE: Tar: Şeyh-ül islâm, defterdar ve yeniçeri ağası gibi maiyyet memurlarından biri tarafından yazılan takrir veya ilam üzerine sadrazamın kabul veya red şeklinde yazdığı yazı. * Sadaret makamından çıkan emirler. Devamını Oku

  • TERZİZ: Kâğıda nişan ve alâmet etmek, işaret koymak. Devamını Oku

  • TENYİR: Beze ve kumaşa işaret koymak. Devamını Oku

  • KAZİYE-İ İHTİMALİYYE: Man: Bir şeyin olması veya olmaması mümkün olmak ihtimâli üzerine bina olunan kaziyye. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar