CÜMLE-İ TEFSİRİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

CÜMLE-İ TEFSİRİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

CÜMLE-İ TEFSİRİYE: (Cümle-i müfessire) "Yâni, meselâ" gibi sözlerle başlayıp önceki cümleyi açıklayan cümle.

Sponsorlu Bağlantılar

CÜMLE-İ TEFSİRİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ATF-I TEFSİR: Bir mânada olup mücerred tasdik ve te’kid için “ve” ile müteradifine (aynı mânadaki kelimeye) atfolunan kelime. Meselâ: “İhsan ve kerem, hüzün ve keder” ifadesindeki “ve” ler gibi. Diğer bir ifade ile: Aynı olan ayrı iki kelimenin birlikte kullanılması. (“deli divâne”de olduğu gibi.) Devamını Oku

  • BEYAN-I TEFSİR: Huk: Mücmel ve mübhem bir sözden maksadın ne olduğunu açıklayan beyan. Devamını Oku

  • TEFSİDE: f. Hararetli, kızgın. Devamını Oku

  • TEFSİE: Çekmek. Uzatmak. Devamını Oku

  • TEFSİL: Yaramaz ve kem nesne. Devamını Oku

  • TEFSİD: Fâsid etmek, bozmak. Devamını Oku

  • TEFSİRE: Hastaların bevlini koyacak şişe. Sidik kabı. Devamını Oku

  • TEFSİK: (Fısk. dan) Fısk ve fücura sürükleme. Birisine fâsık, kabahatli, günahkâr demek. Devamını Oku

  • TEFSİR: Mestur, gizli bir şeyi aşikâr etmek. Mânâyı izhâr etmek. * Anladığını anlatmak. Bildiği kadar açıklamak. * Kur’ân-ı Kerim’in mânâsını anlatan kitab. * Ehl-i Hadis ıstılahında Tefsire dâir hadis-i şeriflere Tefsir denilir. (Bak: İctihad)(Tefsir iki kısımdır: Birisi, malûm tefsirlerdir ki, Kur’anın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin mânâlarını beyan ve izah ve isbat ederler.İkinci kısım tefsir Devamını Oku

  • ŞART VE CEZA FİİLİNDEN TEREKÜB ETMİŞ CÜMLEYE ŞART VE CEZA CÜMLESİ DENİR. MESELÂ: (MEN YATLUB YECİD: Kim isterse bulur) cümlesinde olduğu gibi. Devamını Oku

  • HARF-İ ATIF: Gr: İki kelime veya cümleyi birbirine bağlayan harf. Vav ve fe gibi. Arabçada on şekilde harf-i atıf şunlardır: $Bunlar bir kelimeyi veya cümleyi diğer bir kelime veya cümle üzerine atıf ve rabtederler. Bu harflerden evvelkine: ma’tufun aleyh, so akine ise, ma’tuf denir. (Bak: Atf) Devamını Oku

  • HAKİKAT-I HÂRİCİYE: Hayat gibi âlem-i şehadete gelmiş varlık. Devamını Oku

  • CÜMLE-İ İHBÂRİYE: (Cümle-i haberiye de denir) Bir hâdiseyi, bir nesneyi bildiren cümle. Bunun zıddı: cümle-i inşâiyedir; emir ve nehiyleri bildirmek gibi. Devamını Oku

  • MEZİL: Daralıp gönlündeki sırrı ifşâ eden, sıkıntıdan içindeki sırrı açıklayan. * Ayağı uyuşmuş. * Malını ve sırrını herkese gösterip açıklayan. * Küçük cüsseli, zayıf, hafif kimse. Devamını Oku

  • SADAKA-İ CÂRİYE: Hayrı, sevabı dâimî olan sadaka. Sevabı öldükten so a da devam eden hayırlı ameller. (Kur’an ve iman hizmeti gibi.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar