CÜBBE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

CÜBBE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

CÜBBE: (C: Cübeb) Şeâir-i İslamiyeden olup, giyilmesi sünnet olan dış kıyafetini teşkil eden, bilhassa namazda giyilen uzun ve bolca bir libas.

Sponsorlu Bağlantılar

CÜBBE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • DÜBBE: Yol, tarik. Devamını Oku

  • MUHİBBE: Kadın sevgili. Kadın dost. Devamını Oku

  • KÂBBE: Hüzünden ve gamdan dolayı, hali kötü ve kalbi kırık olmak. Devamını Oku

  • FIRKA-İ NÂCİYE: Kur’an-ı Kerim’e ve Sünnet-i Seniyeye sıkı sıkıya bağlı olup Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolundan ayrılmayan müslümanlar. Bunlar kıyamete kadar lütf-u İlahî ile devam eder. Devamını Oku

  • VÂCİB: (Vücub. dan) (C.: Vâcibât) Lüzumlu, mecburi olan. * Fık: Yerine getirilmesi her müslüman için gerekli ve borç olup, yapılmadığı takdirde büyük günah olan Allah’ın emirleri. Yapılması zannî delil ile belli olan. Terki câiz olmayan. Yapılması şer’an kat’i derecede bir delil ile sâbit olmamakla beraber, her halde pek kuvvetli bir delil ile sâbit bulunan şeydir. Devamını Oku

  • ADEM-İ HÂRİCÎ: İlm-i İlâhide mevcud olup, maddi vücudu olmayan.(Adem-i mutlak zaten yoktur; çünkü bir ilm-i muhit var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, bir şey ona atılsın. Dâire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i hâricidir ve vücud-u ilmiye perde olmuş bir ünvandır. Hatta bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik “A’yan-ı sâbite” tabir etmişler. Öyle Devamını Oku

  • CÜRCANÎ: (Abdülkahir) Hicri beşinci asrın ikinci yarısında yaşamış büyük âlimlerden ve Arapçanın dâhi mütehassıslarındandır. Dindarlığı ve takvası da çok ileri olduğu nakledilir… Asıl adı: Abdülkahir-el Cürcanî olan bu Zâtın ilk tahsilini memleketi Cürcan’da yaptığı biliniyor. Adı ve künyesi şu şekilde oluyor: Eş-Şeyh Ebu Bekir Abdulkahir bin Abdurrahman. Bütün cihetleri ile beğenilen bir zat olmuştur. Hakkında Devamını Oku

  • HARİCÎ: Dışarıya âit olan. İçeriye âit olmayan. Dış ile alâkalı. Ecnebiye âit. * Zorba ve âsi olan. * Seyyid olmadığı halde seyyidlik iddia eden. * Vaktiyle Hazret-i Ali Kerremallâhü veche’ye âsi olan fırka-i dâlle ashabından herbiri. (Bak: Havaric Vak’ası) Devamını Oku

  • CÜNNET: Örtü, kadın başörtüsü. * Yağan. * Kalkan. Devamını Oku

  • CİNNET: Delilik. Devamını Oku

  • AZV-İ CİNNET: Delilik isnadı. Devamını Oku

  • MÜREVVİC: (Revâc. dan) Tervic eden, geçiren, itibâr veren, yürüten. Tervicine sebep olan, itibâr eden. Devamını Oku

  • MÜNDEMİC: İndimac eden, dürülüp sarılan, içine sokulmuş olan. İçine alınmış olan. Devamını Oku

  • CÂBİR: Cebredici, zorla yaptıran.* Galib gelen. * Şefkatsiz, merhametsiz. * Tekebbür ve taazzüm eden. * Aziz ve kavi olan. * Tıb: Kırıkçı, çıkıkçı. * Cebir ilminin ilk kurucusu olan müslüman âlimi. Devamını Oku

  • MÜNFERİC: İnfirac eden. Çok açık. Açılan, genişleyen. * Gam, gussa ve kederden kurtulmuş. * Arası geniş. Açık olan. İki tarafı birbirinden uzak olan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar