CERAHOR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

CERAHOR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

CERAHOR: Tar: Osmanlılarda ordu hizmetlerinde kullanılan Hıristiyanlara verilen isim.

Sponsorlu Bağlantılar

CERAHOR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • CAMİT: Eski ve Ortaçağlarda Giresun ile Samsun arasında kalan dağlık mıntıkaya verilen ad. Osmanlılar zamanında bu kelime Canik olarak kullanılmıştır. Devamını Oku

  • CERRAHHÂNE: Osmanlılarda ordu için cerrah yetiştiren müessese. Yüksek dereceli okul. Devamını Oku

  • HAYTA: Serseri, serkeş kimse. * Ask: Osmanlılarda görevli bir sınıf askere verilen ad. Hayta birlikleri, üstün savaş kabiliyeti olan askerlerden kurulur, lüzumunda düşman topraklarına akın yapmak için de kullanılırdı. So aları düzenleri bozulduğunda eşkiyalığa başladılar; bundan dolayı “hayta” kelimesi haydut ve haylaz anlamında kullanıldı. Devamını Oku

  • KAZASKER: İlmiye mesleğinin en yüksek mertebelerinden biri. Lügat mânası asker kadısı, ordu kadısı demektir. Osmanlılarda Kazaskerliğin ihdası Sultan I.Murat zamanındadır. İlk Kazasker de “Çandarlı Kara Halil”dir. Devamını Oku

  • BARBUT ALTINI: Tanzimattan önce Osmanlılarda kullanılan bir çeşit altın sikke. Yüzlük Mecidiye altını kıymetinde ve ayarında, iki kırat ağırlığında idi. Devamını Oku

  • BALİMEZ: 16. ve 17. yy. larda Osmanlılar tarafından kara ve deniz savaşlarında kullanılan uzun menzilli top. (Bak: Balyemez) Devamını Oku

  • MARTULOS: (Martoloz) Osmanlı Devletinin teşekkülü sıralarında ve yeniçeri teşkilâtından önce, Hristiyanlardan, ordunun geri hizmetlerinde çalışmış olan teşekküllerden biridir. Silâhlanmış kişi mânasında Rumca bir kelimedir. * Eskiden Tuna gemicileri, korsanı mânasında da kullanılmıştır. Devamını Oku

  • GÖNDER: Tar: Seferde ordunun ve ileri gelen vezir ve diğer devlet ricalinin atlarına bakmak ve sair zamanlarda ise has ahır ve çayır hizmetlerinde kullanılmak üzere gayr-ı müslimlerden ve hasseten Bulgarlardan tertip edilmiş bir sınıf olan voynukların her mıntıkada iki, üçü ve dördü hakkında kullanılır bir tâbirdir. * Ucuna birşey takılan uzun sopa veya sırık. Kullanış Devamını Oku

  • IRÂK-I ARAB: Arap Irak. Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan ve Bağdat’ın kuzeyine kadar uzanan topraklara Osmanlı İmparatorluğu zamanında verilen isim. Devamını Oku

  • SADARET: Vezirlik, başvezirlik. Osmanlı Devleti zamanında Başvekillik makamına verilen isim. * Öne geçme, başta bulunma. Devamını Oku

  • MİRZA: Reis. Bey. * Büyük kimselerin çocuğu. Beyzâde. * Bazı İslâm topluluğunda iyi sülâleden olanlara, şehzâdelere, seyyidlere verilen ünvân olmakla beraber, bugün bir isim olarak çokca kullanılmaktadır. Devamını Oku

  • İBCAL: Büyük saygı, tâzim ve tekrim. (Bu mânâlarda kullanılırsa da tebcil şeklinde kullanılması doğrudur.) Devamını Oku

  • İSTANBUL: Türkiye’nin en büyük şehri ve Osmanlı İmparatorluğu’nun taht şehri (1453-1922). İslâm halifeliğinin son merkezi (1516-1924). Türklerden önce Bizans “Doğu Roma” İmparatorluğu’nun taht şehri idi (395-1453). * İstanbul ismi, Rumca şehre veya şehirde demek olan (İstin polin) tabirinden galat olup, bu ismin Osmanlılar tarafından fetih esnasında verilmiş olduğu rivayet ediliyorsa da, Osmanlılardan evvel şehrin bu Devamını Oku

  • AGAVAT: (Ağa. C.) Saray hizmetlerinde kullanılan harem ağaları. Devamını Oku

  • AK ALEM: Osmanlılarda saltanat sancağı. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar