CEMR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

CEMR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

CEMR: İnsanların bir araya toplanması. * Atın sıçrayarak yürümesi. * Ateş ve küçük taş vermek. * Bir kimseyi def etmek, kovmak.

Sponsorlu Bağlantılar

CEMR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • CEMR-ÜL GADA: Ateşi çok devam eden ağacın ateşinin koru. Devamını Oku

  • İCMAR: Bir araya toplamak. * Süratle yürümek. * Atın sıçrayarak yürümesi. * Bir şeyin umumi olması. Ateşe öd ağacı koymak. * Bir şeyi buhurlamak. Tahmini hesab yapmak. * Yeni ayın görünmesi. Devamını Oku

  • TA’CİZ: (Acz. den) Huzursuz kılmak, rahatsız etmek, sıkıntı vermek, canını sıkmak. * Eğlendirmek. * Âciz etmek. * Kadının ihtiyarlayıp âcizleşmesi. Devamını Oku

  • ME’S: İnsanların arasını bozmak, araya fesad sokmak. Devamını Oku

  • ME’S: İnsanların arasını bozmak, araya fesad sokmak. Devamını Oku

  • VAKF: Bir kimseyi veya bir şeyi alıkoymak, durdurmak. Kımıldatmamak. * Hareketten fariğ olmak, imsak etmek. Hapsetmek. Aslâ satılmamak, başka şeye tebdil olunmamak şartı ile bir mülkü Allah yoluna vermek. Menfaatı hayır nevilerinden birisine âit olmak üzere bir mülkü ilelebed vermek. * Tecvidde: Durmak ve durdurmak mânalarına gelerek, nefesle beraber sesin kesilmesine denir. Yâni: Kur’an-ı Kerimi Devamını Oku

  • MENN: Nimet vermek. İyilik etmek. * Minnet. * Rıza. * Esiri fidye almadan, ücretsiz salıvermek. * Kesmek. * Zayıf etmek. * Ettiği iyiliği başa kakmak. * İki batman ağırlık. * Kudret helvası. Devamını Oku

  • SATT: Cemaat, topluluk. * Cesediyle tokuşmak. * Kovmak, def’etmek. * Zor bir işe giriftar etmek. Devamını Oku

  • NEFH: Rüzgâr esmek. * Güzel kokunun yayılması. Kokmak. * Vurmak. * Def’etmek, kovmak. * Vuruşmak, kat’etmek. Devamını Oku

  • ZAHH: Hışım ve gadap etmek, öfkelenmek, kızmak. * Kovmak, def’etmek. Devamını Oku

  • LEYYAN: Def’etmek, kovmak. * So aya bırakmak, tehir etmek. Devamını Oku

  • LEYYAN: Def’etmek, kovmak. * So aya bırakmak, tehir etmek. Devamını Oku

  • HEMK: Bir kimseyi bir işle meşgul etme. Birini bir işe daldırma. * İnat etmek. * Sa’y etmek, çalışmak. * Cür’et etmek. Devamını Oku

  • İN’AM: Nimet vermek. İhsan etmek. * Doğruya sevketmek, hidâyete ulaştırmak. * İyilik etmek, bahşiş vermek. * Tar: Osmanlı İmparatorluğu zamanında yeniçerilerin aylıklarına yapılan zam. (Bak: Nimet) Devamını Oku

  • İKRAR: Açıktan söylemek. Kabul ve tasdik etmek. Hakkı itiraf etmek. Karar vermek. Mukarrer kılmak. * Fık: Bir kimseye diğerinin kendisinde olan hakkını haber vermek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar