CARİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

CARİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

CARİYE: Geçer olan, akıcı olan. Seyreden giden. * Güneş, şems. * Gemi. * Cenab-ı Hakk'ın in'âm eylediği rızık ve nimet. * Genç ve iyi hizmet eden kadın. Muharebede İslâm düşmanlarından esir edilen kadın hizmetçi.

CARİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SELEFİYE: İtikadca Ehl-i Sünnet Mezhebi üzerinde olan Sahabe ve Tâbiîn’in gittikleri yol. Ve bu yolda giden fakihler, muhaddisler ve bu mezhebden olanlar. * Cenab-ı Hakk’ın varlığında ve diğer hususlarda Kur’an-ı Kerim aşikâr ne söylemiş ise aynen kabul edenler. Bunlara “Eseriyye” de denir. Devamını Oku

  • ŞERİAT-I FITRİYE: Cenab-ı Hakk’ın kâinatta vaz’ettiği fıtrî kanunlar. Âlemin harekât ve sükûnetini tanzim eden ve Allahın irade sıfatından gelen kanunlar. Devamını Oku

  • KERAMET-İ KEVNİYE: Kudret-i Rabbaniyenin ihsanı ile letâfet kesbedip havada uçmak, uzun yolu kısa zamanda gitmek, bir mü’minin bir sıkıntısı hâlinde Cenab-ı Hakk’a dua edip ind-i İlâhîde makbul bir zâttan yardım istemekle, o zatın, izn-i İlâhi ile o muztar kimsenin imdadına yetişmesi, kale gibi muhkem bir yerde üzerinden kilitli muhkem bir hücresinde hapis olan bir zatın, Devamını Oku

  • KERAMET-İ KEVNİYE: Kudret-i Rabbaniyenin ihsanı ile letâfet kesbedip havada uçmak, uzun yolu kısa zamanda gitmek, bir mü’minin bir sıkıntısı hâlinde Cenab-ı Hakk’a dua edip ind-i İlâhîde makbul bir zâttan yardım istemekle, o zatın, izn-i İlâhi ile o muztar kimsenin imdadına yetişmesi, kale gibi muhkem bir yerde üzerinden kilitli muhkem bir hücresinde hapis olan bir zatın, Devamını Oku

  • BEDEL-İ İCAR: Huk: Arazi hukukunda tasarruf hakkı mukabilinde verilen emsâline uygun peşin para. Devamını Oku

  • CARİ: Akan, akıcı. * Geçmekte olan. * İnsanlar arasında mer’i ve muteber ve mütedavil olan. Devamını Oku

  • ALÂİK-İ DÜNYEVİYE: Dünyevî alâkalar. İnsanı Cenab-ı Hakkın rızasından alıkoyan lüzumsuz işler. Devamını Oku

  • KUDRET-İ KÜLLİYE: Cenab-ı Hakk’ın küllî ve mutlak olan kudreti. Devamını Oku

  • KERAMET-İ İLMİYE: İktisab suretiyle olmayıp, vehbi yani Cenab-ı Hakk’ın atiyyesi olarak geniş bir ilme mazhariyyetten hâsıl olan ilmi keramet. *İlim tahsili ile çok büyük ilim sâhibi olan bir allâmeden çok daha yüksek vâsi’ ve hârikulâde bir ilme mazhar bulunan, hem ilmî dehâsı ve fart-ı zekâsı tecrübelerle ve harika eserleri ile sâbit ve müsellem olarak bir Devamını Oku

  • SIFÂT-I İLÂHİYE: Allah’a aid sıfatlar. Kendisini ve mânasının zıddını Cenab-ı Hakk’a nisbet caiz olan vasıflar. (Rıza, Rahmet, Gazab… gibi) Devamını Oku

  • TEŞEKKÜLÂT-I ARZİYE: Dünyanın ilk yaratılışı.( $Ey Arkadaş! Bu âyet, arzın semadan evvel yaratılmış olduğuna delâlet eder ve $ $ âyeti de semavatın arzdan evvel halkedildiğine dâlldir. Ve $ âyeti ise ikisinin bir maddeden beraber halkedilmiş ve so a birbirinden ayırd edilmiş olduklarını gösteriyor. Şeriatın nakliyatına nazaran, Cenab-ı Hak bir cevhereyi, bir maddeyi yaratmıştır, so a Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ HARACİYE: Müslümanlar tarafından fetholunan ve ulul-emir tarafından müslim olmayan eski sahibi elinde bırakılan veya hâriçten müslim olmayanlar getirilerek yerleştirilen arâzi. Devamını Oku

  • KUVVE-İ KUDSİYE: Evliyâ kuvveti. Cenab-ı Hakk’ın yardımına mazhar olan kuvvet. Hakaik-ı imâniye ve Kur’aniyeyi gayet ince ve derin bir firaset ve dirayetle anlayabilme kuvveti. Devamını Oku

  • TEKELLÜMÂT-I TESBİHİYE: Cenab-ı Hakk’ı tesbih eden kelâmlar, konuşmalar.(Demek faaliyetten gelen harekât ve zeval bir tekellümât-ı tesbihiyedir ve kâinattaki faaliyet dahi kâinatın ve envâının sessizce bir konuşması ve konuşturmasıdır. M.) Devamını Oku

  • UDHİYE: Cenab-ı Hakk’ın rızası için kurban niyetiyle kesilen hayvan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar