BEYZA Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

BEYZA kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

BEYZA: (Müe.) Parlak. Beyaz. Sefid. * Afet, dâhiye, belâ, musibet.

Sponsorlu Bağlantılar

BEYZA ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • NAR-I BEYZA: “Akkor, beyaz ateş” mânâsında olan bu tâbir fizikte: 1800 derece kadar olan hararette erimeyen cismin sıcaklık hâli demektir. * Bir meyve adı.(Hikmet-i tabiiyede nâr-ı beyza hâlinde ateşin bir derecesi var ki; harareti etrafına neşretmiyor ve etrafındaki harareti kendine celbettiği için, şu tarz bürudetle, etrafındaki su gibi mâyi şeyleri incimad ettirip, mânen bürudetiyle ihrak Devamını Oku

  • FİKRET-İ BEYZA: Münevver fikir. Parlak fikir. Devamını Oku

  • KÜREYVAT-I BEYZA: Kandaki beyaz renkte ve çok küçük kürecikler. Kan ve lenf gibi vücud mâyilerinde bulunan çekirdekli ve yuvarlak hücreler. Kırmızı küreciklere nisbetle azdırlar. Vazifeleri hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır. Ne zaman müdafaaya girseler Mevlevi gibi iki hareket-i devriye ile sür’atlı bir vaziyet-i acibe alırlar. Devamını Oku

  • BEYZA': (C.: Biyâz) Kasaba, köy. * Güzel yüzlü kadın. (Müz: Ebyaz) Devamını Oku

  • BEYZA': (C.: Biyâz) Kasaba, köy. * Güzel yüzlü kadın. (Müz: Ebyaz) Devamını Oku

  • BEYZA': (C.: Biyâz) Kasaba, köy. * Güzel yüzlü kadın. (Müz: Ebyaz) Devamını Oku

  • MİLLET-İ BEYZA: Bütün Müslümanlar. Devamını Oku

  • AFET: Belâ. Musibet. Büyük felâket. Dâhiye. * Mc: Son derece güzel. Devamını Oku

  • EBYAZ: Beyaz. Akça. Parlak. Daha parlak. Sefid olan. Devamını Oku

  • BELÂ: (c.: Belâyâ) Afet. Sıkıntı. Tasa, kaygı. Musibet. Mücazat. İmtihan. Dâhiye. * Yaramaz nesne. (Bak: Sadaka)(Ey insan! Mâdem canavar sûretinde bir hayvan, insanların hânesine misafir geldiği vakit berekete medar oluyor; öyle ise, mahlukatın en mükerremi olan insan; ve insanların en mükemmeli olan ehl-i iman; ve ehl-i imanın en ziyade hürmet ve merhamete şâyan aceze, alil Devamını Oku

  • EZHER: Pek beyaz ve parlak. * Ay, kamer, * Saf ve parlak olan. * Cuma günü. * Vahşi sığır. Devamını Oku

  • DAMİK: (C.: Devâmik) Belâ, musibet, dâhiye. Meşakkat, zahmet. Devamını Oku

  • FELAKET: Belâ, musibet, âfet, dâhiye. Bedbahtlık. Devamını Oku

  • FAKIRA: Büyük musibet, zahmet, meşakkat. Dâhiye. Belleri kırıp parçalayan şiddet. Devamını Oku

  • BASIKA: Beyaz ve sâfi bulut. * Âfet, dâhiye. * Makbul bir cins sarı hurma. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar