BEDEL-İ İCAR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

BEDEL-İ İCAR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

BEDEL-İ İCAR: Huk: Arazi hukukunda tasarruf hakkı mukabilinde verilen emsâline uygun peşin para.

BEDEL-İ İCAR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • BEDEL-İ FERAG: Huk: Arazi-i emiriye ve icareteynli vakıf gayr-i menkullerinin tasarruf haklarının devredilmesi karşılığı alınan bedeldir. Devamını Oku

  • BEDEL-İ ÖŞR: Huk: Arazi-i emiriye üzerinde bina yaparak veya meyvesiz ağaç dikerek koru haline koyma sebebiyle öşre bedel alınan kira. Devamını Oku

  • BEDEL: (C.: Bedelât) Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı. * Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. * Başkasının adına hacca giden. * Gr: Söz esnâsında bir şeyi sıfatı veya vasfı ile beraber söylersek ve fakat kasdımız o şeyin vasfı veya sıfatı değil de zâtı olursa, zikredilen sıfat veya vasfa ” Devamını Oku

  • BEDEL-İ NAKDÎ: Eskiden fiili askerlik hizmeti yerine belli bir miktarda para verilmesi usülü idi. Devamını Oku

  • BEDEL-İ MÜSEMMA: Huk: Akidde belirlenen bedel. Devamını Oku

  • BİLÂ-BEDEL: Bedelsiz. Ücretsiz, meccanen. Devamını Oku

  • BEDEL-İ NÜZÛL: Tar: Osmanlı İmparatorluğu devrinde askerlerin bir yere konaklamasında yapılacak olan masraflar için alınan vergi. Devamını Oku

  • BEDEL-İ RAKABE: Huk: Kölenin sahibi tarafından azad edilmesi için, şahsı yerine geçen kıymeti veya nefsi karşılığında vermeyi kabullendiği ıtk veya kitabet akçesi. Devamını Oku

  • İKRAMİYE: Hürmet ve mükâfat için verilen para veya hediye. * Memurlara maaş haricinde ve her sene belli bir zamanda verilen para. * Yapılan iyilik karşılığı olarak verilen hediye veya para. * Satıcı tarafından pazarlığın hâricinde olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen şey. * Bazı teşekkül ve müesseselerin belirli zamanlarda, hisse sahiplerine kur’a çekerek dağıttıkları Devamını Oku

  • CARİYE: Geçer olan, akıcı olan. Seyreden giden. * Güneş, şems. * Gemi. * Cenab-ı Hakk’ın in’âm eylediği rızık ve nimet. * Genç ve iyi hizmet eden kadın. Muharebede İslâm düşmanlarından esir edilen kadın hizmetçi. Devamını Oku

  • TASARRUF: İdare ile kullanmak. Sarfetmek. Tutum. Sâhib olmak. İdare etmek. Sâhiblik. Kullanma hakkı. * (Para veya mal) artırma. * Bir şeye karışıp müdahale etme. Devamını Oku

  • TEHARÜC: Çıkışmak. * Tevzi etmek, dağıtmak. * Fık: Ortakların bir kısmı akar (para getiren mülk), bir kısmı arazi, bazısı da para üzerine yaptıkları anlaşma. Devamını Oku

  • FAİZ: Ödünç verilen para için alınan ve şer’an haram olan kâr. Faizin iş hayatındaki mânası, “sen çalış, ben yiyeyim”dir. Küçük tasarruf sahiplerinin paraları bankalarda toplanıp, büyük yekûnlere ulaşır. Banka bu parayı aldığından daha büyük faizle iş sahiplerine kredi olarak verir. İstihsâl edilen (üretilen) malların fiatına masraf olarak bu faiz eklenir. Böylece malların fiatı faiz yüzünden Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ EMİRİYYE-İ MEVKUFE: Huk: Sadece hazine menfaatleri veya tasarruf hakları veyahut ikisi de bir hayır cemiyetine ayırılan miri arazi. Devamını Oku

  • ŞİCAR: Kapı ardına koyup sürgü olarak kullanılan ağaç. * Kiremit tahtası altına konulup çakılan ağaç. * Kapı ağacı. * Deve alâmetlerinden bir alâmet. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar