BAZAR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

BAZAR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

BAZAR: f. Alış-veriş. Ahz ü itâ. * Alış-veriş yeri. Pazar. Üstü açık yer ki, hergün veya belirli günlerde herkes satacağını oraya çıkarıp pazarlıkla veya açık artırmayla satar. * Fiat kararlaştırılıp alış-verişte uyuşmak için yapılan konuşma veya çekişme, pazarlık.

BAZAR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • TEATİ: Karşılıklı alıp vermek. * Bir şeye el uzatıp almak. Hakkı olmayan şeye el uzatmak. * Fık: Pazarlıksız ve konuşmadan fiilen vâki olan mal alış verişi. Devamını Oku

  • ECR-İ MÜSEMMÂ: Mukavele ve pazarlıkla kararlaştırılan ücret. Devamını Oku

  • İKRAMİYE: Hürmet ve mükâfat için verilen para veya hediye. * Memurlara maaş haricinde ve her sene belli bir zamanda verilen para. * Yapılan iyilik karşılığı olarak verilen hediye veya para. * Satıcı tarafından pazarlığın hâricinde olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen şey. * Bazı teşekkül ve müesseselerin belirli zamanlarda, hisse sahiplerine kur’a çekerek dağıttıkları Devamını Oku

  • BEY-GÂH: f. Pazar yeri, pazar. Devamını Oku

  • MEŞHERGÂH: f. San’at-ı İlâhiyyenin gösterildiği yer, yeryüzü. * Teşhir yeri. Sergi. Devamını Oku

  • BAYRAK: Devletin belirli alâmetlerini hâvi ve belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde yapılmış olan bez. Sancak, alem. Devamını Oku

  • SUK: Çarşı, pazar. Alım satım yeri. Devamını Oku

  • KLÜP: ing. Eğlenerek boş olarak vakit geçirmek yahut okumak, konuşmak üzere üyelere mahsus toplantı veya eğlence yeri. Devamını Oku

  • MEVSİM: (C: Mevâsim) Pazar yeri. * Arap pazargâhları. * Yılın dört kısmından biri. * Zaman. Vakit. Alâmet. Devamını Oku

  • MİŞVARGÂH: f. Gösteri yeri. * Pehlivanların güreştikleri saha. * At pazarı. Satılık atların koşturulduğu meydan. Devamını Oku

  • İKALE: Pazarlığı bozma. Her iki tarafın isteğiyle alışveriş mukavelesini bozma. Bir hukuki muamele ile meydana gelen vaziyetin diğer bir hukuki muamele ile eski haline getirilmesi. * Demediği halde “Dedin” diye iddia etme. Devamını Oku

  • İKİNDİ DİVANI: t. Tanzimattan evvel sadrazamların kendi konaklarında yaptıkları divanlar. Bu divan ikindi namazından so a toplandığı için bu adı almıştı. Bâb-ı Âlî teşkilâtının ilk şekli olarak Divan-ı Hümayun, muayyen günlerde toplandığı zaman, vezir-i azamlar da divanda bitirilemeyen veya arza lüzum görülmeyen işleri kendi konaklarında salı ve perşembenin haricindeki günlerde hallederlerdi. Sadrazamdan başka hiçbir vezir, Devamını Oku

  • BORSA: (Ticarette) Vasıfları belli ölçülere uyan yani standartlaştırılabilen malların örnekleri üzerinden alım satımının yapıldığı devlet kontrolü altında teşkilâtlanmış pazar yeri. Devamını Oku

  • İLLİYYUN: (İlliyyîn) (Aliyyu. C.) Cennetin en yüksek tabakası. Ahirete giden tam kâmil mü’minlerin yeri. Hafaza meleklerinin divanları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. Ahirette yüksek dereceye, dergâh-ı rızâya en yakın olan derecedir. Devamını Oku

  • RUZNAME: Vakit cetveli, takvim. * Günlük gazete, günlük hâdiselerin yazıldığı kâğıt. * Bir meclis veya hey’etin müzakerat proğramı. * Hergünkü gelir ve giderin kaydedilip yazıldığı defter. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar