BÂLÂHÂN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

BÂLÂHÂN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

BÂLÂHÂN: f. Birşeyi ifrat derecede yüksek gösteren.

BÂLÂHÂN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUTAASSIB: Bir şeyi müdafaada ifrat ve inat gösteren. Körü körüne inad ve israr eden. Aşırı derecede kendi tarafını tutan. * Din, millet ve vatanı hakkında çok sevgi, bağlılık ve gayret gösteren. (Bak: Taassub) Devamını Oku

  • BÂLÂHÂNÎ: f. Bir şeyi aşırı derecede yüksek gösterme, abartma, şişirme. Devamını Oku

  • HISAL-İ HAMÎDE: Medhe ve övülmeğe lâyık güzel huylar, güzel hasletler.(…Dost ve düşmanın ittifakı ile ahlâk-ı hasenenin, şahsında en yüksek derecede; ve bütün muamelâtının şehadetiyle secâyâ-yı sâmiye, vazifesinde ve tebligatında en âlî bir derecede ve din-i İslâmdaki mehasin-i ahlâkın şehadetiyle, şeriatında en âlî hısal-i hamîde, en mükemmel derecede bulunduğuna ehl-i insaf ve dikkat tereddüd etmez. S.) Devamını Oku

  • VEHHABÎ: Muhammed İbn-i Abdulvehhab nâmında birisinin sebeb olduğu İslâmî bazı mes’elelerde ifrat gösteren ve dört hak mezheb hâricinde bir mezhepten olan. Fıkıhta Hanbelî, itikadda İbn-i Teymiye’ye bağlıdırlar. Tarikatlarına Muhammediye ismi verirler. Devamını Oku

  • MÜTEVECCİD: Kendinden geçecek derecede dalgınlık gösteren, vecde gelen. Devamını Oku

  • HEZARFENN: f. Çok bilen, bir çok san’atı birden çok yüksek derecede yapabilen. * Minâre ustası. Devamını Oku

  • KİBRİT-İ AHMER: Kırmızı kibrit. * Cisimleri altun hâline koyacak derecede te’sirli olduğu söylenen şey. İksir. * Tas: Mürşid. Kıymeti çok yüksek olan. Devamını Oku

  • ZİRVE-İ BÂLÂ: f. Yüksek zirve. * Yüksek makam. * Yüce kat. Devamını Oku

  • BÂLÂKAMET: f. Yüksek boy. * Yüksek şeref. Devamını Oku

  • ALE-L-KİFAYE: Yetecek kadar, kâfi gelir derecede, yeter derecede. Devamını Oku

  • BÂLÂ: f. Yüksek. Yukarı. Yüce. Yüksek kat. Devamını Oku

  • KA’R-I NÂ-YÂB: Dibi bulunmayacak derecede derin olan. Devamını Oku

  • KAFİYEPERESTLİK: Kafiye için safiyeyi feda edecek derecede kafiyeye ehemmiyet vermek. Birinci derecede kafiyeyi düşünüp, mânayı arka plana atmak. Devamını Oku

  • ALİYY-ÜL MURTAZA (R.A.): Esedullah, Aliyy-ibni Ebi Talib, Ebutturâb, İmâm-ı Ali isimleri ile de anılır.Hz. Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) amcası Ebu Tâlib’in oğlu olup Hicretten yirmiüç yıl önce doğmuş ve Bi’setin ikinci günü daha on yaşında iken imân etmiş, hiç putlara tapmamıştır. Bunun için mübârek ismi söylendiğinde, Kerremallâhü Veche diye tâzim edilir. Bütün gazâlarda, din muharebelerinde çok Devamını Oku

  • MÜTEHARRİM: (C.: Müteharimîn) İhtiyar gibi görünen. Kendini ihtiyar gösteren, yaşlı gösteren. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar