BAKARA SÛRESİ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

BAKARA SÛRESİ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

BAKARA SÛRESİ: Kur'an-ı Kerim'in 2. Sûresi olup Medine-i Münevvere'de nâzil olmuştur. (Bu sûre, Mûsâ Aleyhisselâm'ın risâleti ile o milletin seciyelerine girmiş olan bakarperestlik mefküresini kesip öldürdüğünü, bir bakarın zebhi ile anlatır ve şu cüz'i hadise ile beşerin dünyevî menfaatlarına en çok vesile olan şeylere perestiş etmesi gibi, gaflet ve dalâletin köklerini kesecek bir külli düsturu, her vakit hem herkese gayet lüzumlu bir ders-i hikmet olarak ulvi bir icaz ile beyan eder. Asrımızda hâlâ ineğe tapanların mevcudiyyeti ve bu sureye El-Bakara isminin verilmesi ne kadar mânidâr olduğunu akıl sahiplerine bildirir, ihtar eder...)

Sponsorlu Bağlantılar

BAKARA SÛRESİ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • CUM’A SÛRESİ: Kur’an-ı Kerim’in 62. ve Medine-i Münevvere’de nâzil olan sûresi. Devamını Oku

  • RESİS: Yaralı, mecruh. * Köhne, eski. Eskimiş, yıpranmış. Devamını Oku

  • BELED SÛRESİ: (El-beled) Kur’an-ı Kerim’de 90. sure olup Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. Devamını Oku

  • BEYYİNE SÛRESİ: Kur’an-ı Kerim’in 98. suresi olup “Kayyime, Münfekkin, Beriyye, Lemyekün” Sûresi gibi isimlerle de söylenir. Devamını Oku

  • CİNN SÛRESİ: Kur’ân-ı Kerim’in 72. sûresi olup Mekke-i Mükerreme’de nâzil olmuştur. Devamını Oku

  • RESÜL-İ EKREM (A.S.M.): (Bak: Muhammed (A.S.M.) Devamını Oku

  • RESÜL: Peygamber. Yeni bir kitap ve yeni bir şeriat ile bir ümmete veya bütün beşeriyete Allah tarafından Peygamber olarak gönderilmiş olan zât. Mürsel de denir. Yeni bir kitap ve şeriatla gelmeyip kendinden evvelki Resülün getirdiği kitap ve şeriatı devam ettirirse, ona Nebi denir. * Haberci. * Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir Devamını Oku

  • BAKARA: İnek. Dişi sığır. Devamını Oku

  • RESÜL-ÜL MELÂHİM: Resül-i Ekrem’in (A.S.M.) bir ismidir. Cenk ve muharebe ile de vazifeli olduğundan ümmeti ve kendisi din için, dinin ihyası uğrunda büyük muharebelere mükellef olduğundan bu isim ile de yâd edilmiştir. Devamını Oku

  • TÂRİK-ÜS SALÂT: Namaz kılmayı terketmiş olan kimse.(Çok tembellerden ve târik-üs salâtlardan işitiyoruz; diyorlar ki: Cenab-ı Hakk’ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur’ân’da çok şiddet ve ısrar ile ibâdeti terkedeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir ceza ile tehdit ediyor. İtidalli ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur’âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz’î hataya karşı, Devamını Oku

  • RESİF: Su yüzüne kadar gelen sıralanmış kayalar. Devamını Oku

  • SİYER-İ NEBİ: Mevzuu Hazret-i Peygamber’in (A.S.M.) hayatı, ahlâkı ve yaşayışı olan, O’nun gaye ve cihanı irşad eden mesleğinden bahseden kitap.(Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ahvâl ve evsâfı, Siyer ve Tarih suretiyle beyan edilmiş. Fakat o evsaf ve ahvâl-i galibi, beşeriyetine bakar. Halbuki o Zât-ı Mübarek’in şahs-ı manevîsi ve mahiyet-i kudsiyesi o derece yüksek ve nuranidir ki; Devamını Oku

  • RESÜL-ÜR RAHMET: Peygamberimize (A.S.M.) verilen bir isim. Çünkü bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Rahmeten lil-âlemîn’dir. Devamını Oku

  • MÜDERRİS: Ders veren. Ders okutan. Muallim. İlim talebelerine ders veren. Ders vermeğe izinli ve salâhiyetli olan kimse. Profesör. Devamını Oku

  • RESİBE: (C.: Rasibât) Dizlerde ve mafsallarda olan hastalık. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar