ÂYET-İ MÜDÂYENE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ÂYET-İ MÜDÂYENE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ÂYET-İ MÜDÂYENE: Kur'an-ı Kerim'de (Sure-i Bakara, 281. âyet) borçlu ve alacaklı hakkındaki âyet. (Bu âyet vasatî olarak bir sahife uzunluğundadır.)

Sponsorlu Bağlantılar

ÂYET-İ MÜDÂYENE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUSHAF: Sahife. Sahife halinde yazılı kitap. * Kur’ân-ı Kerim’in bir ismi. (Bak: Kur’ân) Devamını Oku

  • BAKARA SÛRESİ: Kur’an-ı Kerim’in 2. Sûresi olup Medine-i Münevvere’de nâzil olmuştur. (Bu sûre, Mûsâ Aleyhisselâm’ın risâleti ile o milletin seciyelerine girmiş olan bakarperestlik mefküresini kesip öldürdüğünü, bir bakarın zebhi ile anlatır ve şu cüz’i hadise ile beşerin dünyevî menfaatlarına en çok vesile olan şeylere perestiş etmesi gibi, gaflet ve dalâletin köklerini kesecek bir külli düsturu, Devamını Oku

  • MİYANE: f. Ara. * Orta, vasat. * Helva gibi bazı yemeklerin pişme kıvamı. * Ortaya serilen halı. * Gerdanlığın ortasındaki büyük inci. Devamını Oku

  • KERİM: Her şeyin iyisi, faydalısı. Kerem ile muttasıf olan, ihsan ve inayet sâhibi. Şerefli ve izzetli. Muhterem, cömert, müsamahakâr. (Kur’an-ı Kerim tâbirindeki kerim; muazzez, mükerrem mânâsınadır. Kur’an-ı Kerim’de bu kelime 27 defa geçer ve ancak iki defa Cenab-ı Hak hakkında kullanılmıştır.) Devamını Oku

  • MÜNEKKİD: Tenkid edici. Kötüyü iyiyi ayıran ve onları söyleyen, kusurları söyleyen.(Her sözün doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil… Her söylediğin hak olmalı, fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yok. M.) Devamını Oku

  • ZEHRAVAN: (Zehrâveyn) İki parlak şey. * Kur’an-ı Kerim’de Sure-i Bakara ile Âl-i İmran Surelerine birlikte verilen isim. Devamını Oku

  • SIRAT-I MÜSTAKİM: En doğru yol, İslâmiyet yolu. Hak yolu. Allah’ın râzı olduğu en doğru yol. Peygamberlerin, evliya ve sâlihlerin, sıddıkinlerin gittikleri meslek.(Sırat-ı müstakim, şecâat, iffet, hikmetin mezcinden ve hülâsasından hasıl olan adl ve adâlete işârettir. Şöyle ki: Tegayyür, inkılâb ve felâketlere ma’ruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için üç kuvvet ihdâs Devamını Oku

  • MUKADDER: Tâyin olunmuş. * Kısmet. Kader. Miktarı tâyin ve takdir olunmuş olan. * Kazâ. * Kıymeti biçilmiş. * Beğenilmiş. * Yazılmış olan. * Edb: Yazılı olmayıp da sözün gelişinden anlaşılan. Lafzan zikredilmeyip, mânen murad edildiği anlaşılan. Meselâ: Kur’an-ı Kerim’de, her sureden evvel “Bismillâh” yazılı olması, bize her işimizde veya her okumaya başlarken Bismillâh diye emir Devamını Oku

  • TECVİD: (Cevdet. den) Bir şeyi güzel yapma. Süsleme. * Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun olarak okuma ilmi ve buna dair yazılan kitap. Devamını Oku

  • MÜCEVVİD: (Tecvid. den) Kur’ân-ı Kerim’i tecvid usulüne göre okuyan ve tecvidi iyi bilen kimse. Devamını Oku

  • YEVM-İD DİN: Din günü, ceza günü, mâneviyat günü.(…Nasıl dünya; maddiyat ve maddî harekâtın ve amellerin günüdür. Elbette o harekâtın neticelerini ve o hizmetlerinin ücretlerini ve o maneviyatın semeratlarını, belki o fâniyat ve zailâtın bâki ve dâimî eserlerini ve âlem-i misal sinemasıyla ve fotoğrafıyla alınan umum o fâniyat ve zaillerin sahife-i amellerini gösterecek ve neşredecek bir Devamını Oku

  • MÜFESSİRÎN: Kur’an-ı Kerim’in mânasını hakkıyla anlayıp tefsir edebilen, ilmi ile âmil, kâmil ve sâlih muhakkikler. Devamını Oku

  • HÂMİD: Cenab-ı Hakk’a hamd ü sena eden. Allah’a şükreden. * Hz. Peygamber’in (A.S.M.) isimlerindendir. Devamını Oku

  • MÜSTEBİD: Başlı başına, müstakil olan. Emri altındakilere söz ve hürriyet hakkı tanımayan, istibdat yapan. Despot. Devamını Oku

  • DİN: Ceza, ivaz. * İman ve amel mevzuu olarak insanlara Cenab-ı Hak tarafından teklif olunan Hak ve hakikat kanunlarının hey’et-i mecmuasıdır. Din, kâinatın, dünyanın hayatın ve insanın yaratılış gayeleri ve var oluş şekillerini açıklıyarak, onları mânasızlıktan ve abesiyetten kurtarır. İnsanların cemiyet hayatında barış içinde ve kardeşçe yaşamalarını sağlar, hakiki saadete ulaştırır. Dinin zayıfladığı cemiyetlerde ırkçılık Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar