ARSA Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ARSA kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ARSA: (C: Arasât) Bina yapılacak boş arazi parçası. Üzerindeki binası yıkılmış veya yapıya tahsis olunmuş yer.

Sponsorlu Bağlantılar

ARSA ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ARSA-İ ÂLEM: Alem arsası, dünya meydanı. Devamını Oku

  • ARSA-İ KÂR-ZÂR: Muharebe alanı, savaş meydanı. Devamını Oku

  • ZAY’A: (C: Zıyâ’) Geliri olan bina. * Tarla. Çiftlik. * Binasız arsa. Devamını Oku

  • LEVHA: Üzerinde yazı veya resim bulunan, duvara asılacak kâğıt. * Bir sayfanın üzerindeki kalın yazı. Devamını Oku

  • BEDEL-İ ÖŞR: Huk: Arazi-i emiriye üzerinde bina yaparak veya meyvesiz ağaç dikerek koru haline koyma sebebiyle öşre bedel alınan kira. Devamını Oku

  • METALİ': Matla’lar. Tulu’ edecek yerler veya zamanlar. Güneş veya benzerinin doğduğu yerler. * Ast: Herhangi bir yıldızın i’tidal-i rebii (Arz’ın güneş etrafındaki gezmesinde, 20 Mart’ta bulunduğu) noktasından geçmek üzere başlangıç kabul edilen daire ile bu yıldızın semavî istiva dairesi üzerindeki ara kesitleri arasında kalan kavis. * Edb: Kaside veya gazelin ilk beyitleri. Devamını Oku

  • KARAH: (C.: Akriha) Bina ve ağaç olmayan arazi. Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ MUHTEKERE: Kiracısı tarafından üzerine bina yapılmak veya ağaç dikilmek üzere senelik bir ücret karşılığında kiraya verilen arazi. (Kiracı, kira bedelini her sene arâzi sahibine vererek o arâziyi devamlı sûrette elinde bulundurur.) Devamını Oku

  • IKTAAT: (Iktâ. C.) Sahibi olmayan ve üzerinde imaret eseri olmıyan yerlerden olup, ulülemr tarafından istihkak sahibine imar ve inşa etmesi için tahsis olunan arazi. Devamını Oku

  • SENED: Kuvvetli olabilecek söz. * Tapu. * Üzerine dayanılacak ve itimad edilecek şey. Mutemed. Melce’. * İki kişi veya çok kimseler arasındaki anlaşmayı tesbit eden ve karşılıklı imzalanan kâğıt, vesika. Devamını Oku

  • MÜESSES: Tesis olunmuş, temeli atılmış, bina edilmiş. Devamını Oku

  • PLAN: Fr. Yapı, makine, bina…gibi yapılacak şeylerin ayrı ayrı parçalarını kâğıt üzerinde gösteren çizgilerin hepsi. Devamını Oku

  • MÜN’AKID: İn’ikad eden, bağlanan, bağlanmış, düğümlenmiş. * Teşkil olunmuş, resmi olarak iki taraf arasında kabul olunmuş. Kurulan, ictima eden. Devamını Oku

  • İMTİYAZ: Diğerlerinden ayrılmak. Farklı olmak, benzerlerinden ayrılmak. * Resmi veya hususi izin. * Masraflı veya mes’uliyetli bir işin başkaları yapmamak üzere bir şahıs veya şirket yahut da bir hey’ete tahsis edilmesi. Devamını Oku

  • MUKADDEME-İ İSTİSNAİYE: Man: İçinde istisnâ edatı olan evvelki kaziye. “Eğer güneş doğarsa gündüz olacak. Güneş doğmuştur.” kaziyelerinde: “Eğer güneş doğarsa” kaziyesi Mukaddeme-i istisnâiyedir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar