ANTİKOR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ANTİKOR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ANTİKOR: Fr. Vücuda giren hastalık mikroplarını zararsız kılmak için organizmanın bir kanun-u İlahî ile çıkardığı madde.

Sponsorlu Bağlantılar

ANTİKOR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • KOR: t. Her tarafı iyice yanıp içine kadar ateş hâline gelmiş kömür veya odun parçası. * Askeriyede kolordu. Devamını Oku

  • KOR: t. Her tarafı iyice yanıp içine kadar ateş hâline gelmiş kömür veya odun parçası. * Askeriyede kolordu. Devamını Oku

  • ŞANTİYE: Fr. Bir inşaat yerinde inşaat ve malzeme için hazırlanan yer. * Gemi tezgâhı. Devamını Oku

  • ANTÛT: Çöl ortasındaki küçük dağ ve tepe. Devamını Oku

  • ANTİKA: yun. Kıymetli san’at eseri. Eski zamandan kalma eser. Devamını Oku

  • CEVHER: Bir şeyin özü, esası. * Kıymetli taş. * Çelik üzerindeki nakış. * Edb: Noktalı harf. * Yalnız noktalı harflerin ebcedîsi hesab edilerek yazılan manzum tarih. * Harflerin noktası. * Fls: Varlığı kendinden olan, var olmak için kendi dışında başka birşeye muhtaç olmayan varlık. Allah’a inanan filozoflar iki çeşit cevher kabul etmişlerdir. Yaratıcı cevher, Allah. Devamını Oku

  • CEVHER: Bir şeyin özü, esası. * Kıymetli taş. * Çelik üzerindeki nakış. * Edb: Noktalı harf. * Yalnız noktalı harflerin ebcedîsi hesab edilerek yazılan manzum tarih. * Harflerin noktası. * Fls: Varlığı kendinden olan, var olmak için kendi dışında başka birşeye muhtaç olmayan varlık. Allah’a inanan filozoflar iki çeşit cevher kabul etmişlerdir. Yaratıcı cevher, Allah. Devamını Oku

  • İLLE: (İllet) Esas sebeb. Vesile. * Hastalık, maraz, dert, sakatlık. Mûcib, maksad, gaye.(…Göz ile görünmeyen bir mikrob, bir hayvancık, küçüklüğüyle beraber pek ince ve garib bir makine-i İlâhiyeyi hâvidir. O makina mümkinattan olduğundan vücud ve ademi mütesavidir. İlletsiz vücuda gelmesi muhaldir. O makinenin bir illetten vücuda geldiği zaruridir. İ.İ.) Devamını Oku

  • VÂZI-I KANUN: Kanun koyan. Kanun yerleştiren. Kanun hazırlayan. Devamını Oku

  • KANUN-U ESASÎ: Temel kanun. Temel ve esasa ait kanun. Bir bünyenin aslını ve mahiyetini teşkil eden kanun. (Bak: Teşkilât-ı esasiye) Devamını Oku

  • GIDA: Besleyici madde. Vücuda lâzım olan yenecek ve içilecek şeyler. * Kuşluk vakti yenen yemek. * Zihni ve kalbi olgunlaştıracak Kur’an ve iman ilmi ve Allah’a ibadet ve taat. Devamını Oku

  • BERİBERİ: (Seylanca) Asya’nın güneydoğusu ile Okyanusya, Senegal ve Brezilya’nın yerli halklarında görülen ve B vitamini eksikliğinde vücuda gelen bir hastalık. Devamını Oku

  • İLAVE: (C.: İlâvât) Katma, ek yapma, arttırma, zam. * Bir kitabın sonuna gerek yazarı ve gerek başkası tarafından so adan eklenen kısım. Zeyil. * Bir gazetenin çıkardığı sayıdan başka ona ek olarak ve ayrıca çıkardığı sayı. * İmzadan so a mektubun altına yazılan şey. Devamını Oku

  • HÜCEYRE: Hücrecik. Canlı varlıkların veya nebâtatın vücudunu teşkil eden küçük küçük odacık halinde ve içi vücuda lüzumlu madde ile dolu hücrecik. En küçük canlı parça. * Küçük delik ve oyuk. Devamını Oku

  • VİTAMİN: Fr. Vücudda yokluğu bazı hastalıklara yol açan ve taze yiyeceklerde ve bazı meyvalarda bulunan organik madde. A, B, C, D, E gibi remizlerle gösterilen çeşitleri vardır. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar