ÂMİR(E) Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ÂMİR(E) kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ÂMİR(E): Büyük me'mur. Emreden, iş gösteren. * Huk: Bir kimseyi öldürmek veya bir uzvunu kesmek ve sakatlamak tehdidiyle bir filli yapmaya veya yapmamaya zorlayan ve bu tehdidi yapmaya muktedir olan kimse. (Bak: İhcâc)

Sponsorlu Bağlantılar

ÂMİR(E) ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ZACİR(E): Mâni olan, alıkoyan, yasak eden. Zecreden. Zorlayan. Devamını Oku

  • KEBAİR: (Kebire. C.) Büyük şeyler, büyük günahlar. Kebairin sıralanışı:-Allah’ı inkâr etmek.-Allah’a şirk koşmak.-Kat’iyyen sâbit olan dini bir hükme inanmamak.-Allah’ın rahmetinden ümidini kesmek.-Allah’ın cezasından, mekrinden ve azabından emin olmak.-Günah üzerinde ısrar etmek. Yâni, herhangi bir günahı devamlı işleyip durmak.-Namazı, orucu terketmek. Allah yolunda cihaddan kaçmak.-Anaya, babaya âsi olmak. Yalan yere şehadet veya yemin etmek.-Bir kimseyi haksız Devamını Oku

  • MÜTEEMMİR: Âmirlik yapan kişi. Emreden kimse. Devamını Oku

  • MÜTEVETTİR(E): (Vetr. den) Gerilen, gergin olan. Devamını Oku

  • MÜCESSEM(E): Cismi olan. Dış duygularımızla bilinip varlığından haberdar olduğumuz şey. Varlığı görünen. Cisimlenmiş olan. Bir şekli gösteren. Uzunluğu, genişliği ve kalınlığı olan cisim. Şekillenmiş. Devamını Oku

  • RİME-İ ÇEŞM: Göz çapağı. Devamını Oku

  • MÜSTE’HİR(E): Teehhür eden, geciken, geri kalan. Devamını Oku

  • MÜESSİR(E): Te’sir eden. İz bırakan. Te’sirli. Dokunaklı. * Hükmünü yürüten. * Eserin sahibi. Devamını Oku

  • MÜTEVAFİR(E): (Vüfur. dan) Çoğalan, bollanan, fazlalaşan. Devamını Oku

  • MÜTEBADİR(E): Birden bire akla gelen. Ortaya çıkan. Devamını Oku

  • TAHTİE: Bir kimseyi veya bir şeyi hatalı görmek, hata isnad etmek, yanıltmak. “Bu hatadır” diye iddia etmek. * Ist: “Mezhebim haktır, hata ihtimali var. Başka mezheb hatadır, savaba ihtimal var” diyenler ki, bu hatalı anlayışa izafeten “Tahtie” denmiştir. Devamını Oku

  • GÜRİSNEÇEŞM: f. Pinti, cimri, hasis. Aç gözlü. Devamını Oku

  • MÜCBİR: İcbar eden. Zorlayan. Devamını Oku

  • KELİL(E): Körleşmiş. * Az gören, donuk gören göz. Uzağı veya yakını iyi göremiyen göz. Miyop veya hipermetrop göz. * Kesmez olan âlet. * Çakal. * Yorulmuş kişi, yorgun kimse. Devamını Oku

  • ASİR(E): Üzüm ve benzeri şeyleri şıra yapmak veya yağını almak için sıkan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar