AMEŞ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

AMEŞ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

AMEŞ: Gözü zayıf olan, gözü yaşlanıp durmadan akan.

Sponsorlu Bağlantılar

AMEŞ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ZEMİM: Burun suyu, sümük. * Koç ve teke zekerinden akan bevl. * Koyun emziğinden akan süt. Devamını Oku

  • SEYYAL(E): Akıcı şey, su gibi sıvı olup akan. Çokça akan su. * Yer değiştiren her şey. Devamını Oku

  • CARİ: Akan, akıcı. * Geçmekte olan. * İnsanlar arasında mer’i ve muteber ve mütedavil olan. Devamını Oku

  • ÜSKUB: Sıra ile dikilmiş olan ağaçlar. * Kunduracı. * Dökülmüş olan, akan su. * Demirci. Devamını Oku

  • CERAHAT: Yaradan akan irin. Yaralı vücudda toplanan kandaki küreyvât-ı beyzâdan (ak yuvarlardan) mürekkeb kan. Yaradan akan beyaz akıcı cisim. Devamını Oku

  • SEREB: (C.: Esrâb) Yer altında olan ev. * Kırbadan akan su. * Ot. Devamını Oku

  • MUVAZEBET: Bir işle dâimâ uğraşma. Bir işe durmadan çalışma. Devamını Oku

  • MUVAZIB: Dâima bir işle uğraşan. Bir işe durmadan çalışan. Devamını Oku

  • BİLÂ-FASILA: Fâsılasız, aralıksız, durmadan. Devamını Oku

  • YA’BUB: Hızla akan nehir. * Suyu çok olan ark. * Bulut. * Hızla giden at. Devamını Oku

  • CİRAYE: Suyun ve diğer sıvıların durmadan akıp gitmeleri. Devamını Oku

  • BİLÂ-TEVAKKUF: Durmadan, tereddüt etmeden. Devamını Oku

  • BİTEVÎ: (Biteviye) t. Sürekli, durmadan. * Bütün yekpare. Devamını Oku

  • AME: Tereddüt. * Tenbellik. Devamını Oku

  • ŞAME: f. Kadın baş örtüsü. * Arapçada: Vücuddaki ben. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar