ALGI Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

ALGI kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ALGI: (İdrak) İnsanın kendi varlığından veya çevresinden aldığı uyarımların, zihinde yorumlanması, mânalandırılması. Doğru idrak gibi yanlış idrak da olabilir. Yanlış idrak göz yanılması yâhut olmıyan bir şeyi görmek şeklinde olabilir. Dünyayı, idrak sayesinde tanıyoruz. Bir idrakte hem afâki (objektif, nesnel), hem enfüsi (sübjektif, öznel) unsurlar bulunur. Bu sebeple idrak, gerçeğin bizzat kendisi değil, gerçeğin bir yorumudur.

ALGI ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ÇALGI: Müzik âleti. Müzik, çalgı. (İslâm âlimleri insanda maddi, hayvâni hisler ve hevesler uyandıran müziğin haram olduğunu bildirmişlerdir.) Devamını Oku

  • BİNEFSİHİ: Bizzat, kendisi, kendisi ile. Devamını Oku

  • HÜSN-Ü BİZZAT: Kendisi bizzat güzel olan. Devamını Oku

  • Lİ-ZATİHÎ: Kendisi. Bizzat. Kendiliğinden. Devamını Oku

  • BİL’ASALE: Bizzat. Kendisi. Eli ile. Başkasını vâsıta etmeden. Asâleti ile. Devamını Oku

  • İLLİZYON: Lât. Cisimleri yanlış idrak etme. Meselâ su borusunu yılan gibi görme. Devamını Oku

  • RÜ’YET: Görmek, bakmak. İdare etmek. Göz ile veya kalb gözü ile görmek. * Akıl ile müşahede derecesinde bilmek, idrak etmek, tefekkür etmek, düşünmek. * Araştırmak. Devamını Oku

  • ANTROPOMORFİZM: Sosy. İnsan şeklinde putlara inanma ve tapma esasına dayanan batıl bir din. Allah’ı insan vasıflarıyla tasavvur eden dinî inançlar da antropomorfizm’in başka kılıkta görünüşleridir. Meselâ aslı bozulmuş Musevilik ve Hıristiyanlıkta Allahın insan şeklinde düşünülmesi antropomorfizm denilen putperestliğe bir geri dönüştür. İslâm dini Allah’ın varlığı, sıfatları ve fiilleriyle eşsiz ve benzersiz olduğunu bildirmekle, en üstün Devamını Oku

  • VAV-I HÂLİYE: Haller cümle olabilir. Eğer isim cümlesi olursa, başında bir “vav” bulunur. Ona Vav-ı hâliye denir. Bu vav, hâl’i zi-l-hâle bağlar. (Reeytuhu ve biyedihi kitâbün: Elinde bir kitap olduğu halde onu gördüm) cümlesindeki gibi. Devamını Oku

  • ASALET: Temiz soyluluk. Soy sop temizliği. Köklülük. * Rüsuh. * Metanet. Necabet. Zâdegânlık. * Kendi işi için bizzat ve kendisi nâmına hareket. * Edb: Yazıda veya sözde bayağı tâbirlerin bulunmaması. Devamını Oku

  • VEHM: (Vehim) Mübhem ve mânasız korku. * Belirsiz fikir ve düşünce. * Cüz’i mânaların anlaşılmasına yarayan bir idrak kuvveti. Devamını Oku

  • MÜSEBBEBÂT: Bir sebeple olanlar, sebeple meydana çıkanlar. Neticeler. Devamını Oku

  • CAİZ: Mümkün, olur, olabilir. * Fık: Yapılması sahih ve mübah olan herhangi bir fiil veya akit. Devamını Oku

  • EMANETEN: Emanet yoluyla, emanet olarak. * Bir resmî daire tarafından bizzat, ihale şeklinde ve iltizam suretiyle olmayarak. Devamını Oku

  • EMANETEN: Emanet yoluyla, emanet olarak. * Bir resmî daire tarafından bizzat, ihale şeklinde ve iltizam suretiyle olmayarak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar