AGLEB-İ HÜKEMÂ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

AGLEB-İ HÜKEMÂ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

AGLEB-İ HÜKEMÂ: Hakîmlerin çoğu. Hakîmlerin ekserisi.

Sponsorlu Bağlantılar

AGLEB-İ HÜKEMÂ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • AGLEB-İ HÜKEMÂ: Hakîmlerin çoğu. Hakîmlerin ekserisi. Devamını Oku

  • AGLEB-İ İHTİMAL: Büyük bir ihtimal. Devamını Oku

  • AGLEB: Daha galib. Çok kerre, ekseriya. Çoğu. (“Ağleben – Ağlebâ” şeklinde de kullanılır.) Devamını Oku

  • MENAHİC-İ HÜKEMÂ: Hakîmlerin, ilm-i kelâm âlimlerinin meslekleri ve gittikleri mânevi yollar. Devamını Oku

  • CUMHUR-U NÂS: İnsanların ekserisi, halk kalabalığı. Devamını Oku

  • HUKUK-U SİYÂSİYYE: Siyasi haklar. Memleket idâresini ve halkın hakkını tanıyan hükümlerin tamamı. Devamını Oku

  • HARF-İ ASLÎ: Gr: Arabça bir kelimenin kökünü teşkil eden harften olan. (Ekserisi üç harften ibaret olur.) Devamını Oku

  • MAHKEME-İ TEMYİZ: Adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme ve tahkik mercii olan yüksek mahkeme. Devamını Oku

  • KABİLE: Birlikte yaşayan, konup göçen, bir sülâleden türemiş insanlar. Bir reisin idaresi altında bulunan ve ekserisi aynı soydan gelen insanlar. Devamını Oku

  • HİLAFET: Bir kimseye halef olmak ve onun yerine geçmek. * Din ve dünya işlerinde umumi reislik. İmam-ül Mü’minîn olan zât, şer’î hükümlerin icrasında Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (A.S.M.) halef olduğu için hilafet vazifesini alana Halife denmiştir. Buna İmamet-i Kübra da denir.Hilafet, 1517 (Hi: 923) tarihinde Abbasilerden Osmanlılara intikal etmekle, hilafet ve saltanat birleşmiş oldu. Hilafeti Sultan Devamını Oku

  • HALİFE: Öncekinin yerine geçen. * Fık: İlâhî, yâni şer’î hükümlerin tatbik ve icrası için Peygamber’e (A.S.M.) vekil olan zât. İmam. İmamet-i kübra. (Namazda imama uyan cemaat gibi, halifeye de şer’î emirlerde öylece itaat edilir. Halifede aranan dört şart: İlim, adalet, kifayet, a’zâ ve havâsta selâmet.) (Bak: Hilafet) Devamını Oku

  • HÂKİMİYYET: Hâkim oluş. Hükmediş. Âmirlik. Üstünlük. Müdahale ve rakibi kabul etmemek hali.(… Evet, bu kâinata geniş bir dikkat ile bakan; kâinatı gayet haşmetli ve gayet faaliyetli bir memleket, belki idâresi gayet hikmetli ve hâkimiyyeti gayet kuvvetli bir şehir hükmünde görür, her şeyi ve her nev’i birer vazife ile musahharâne meşgul bulur. $ âyetinin askerlik mânasını Devamını Oku

  • USUL-Ü FIKIH İLMİ: Fıkıh ilmine âit bilgilerin esası ve istinadgâhı olan bir ilimdir. Şer’i hükümlerin mufassal ve muayyen delilleri ve hikmetleri bu sayede bilinir ve bu dini hükümler, bu muayyen ve müşahhas deliller vâsıtası ile istinbat ve isbat olunur. Bu ilme “Hikmet-i teşriiye” de denilmiştir. Devamını Oku

  • CEHR: Görünmek, zâhir olmak. * Açıktan ve yüksek sesle olan söylemek veya okumak. * Tecvid’de: Harf hareke ile okunduğu zaman, mahreçte aralık kalmıyarak nefesin akmayıp, küllisi veya ekserisi hapsolmuş bir şekilde sesin çıkmasına denir. Devamını Oku

  • ASHÂB-I RESS: Kur’anda bahsi geçen bir kavim adıdır. Kimler oldukları kati bir şekilde tesbit edilemiyor. Râvilerin ekserisi, peygamberlerine isyan eden ve onu öldürüp kuyuya atan, bundan dolayı da Cenab-ı Hakkın helâk ettiği bir kavim olduğu hakkında ittifak etmektedir. (Furkan Suresi, 38 inci Ayet) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar