ÂDİL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

ÂDİL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ÂDİL: (Âdile) Adâlet eden. Allah'ın emirlerini noksansız tatbik eden. Doğru. Doğruluk gösteren. Adâlet sahibi. (Bak: Adâlet)(Meselâ bir hükümdâr-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zâlimlerden almakla ve fakirleri kavilerin şerrinden muhafaza etmekle ve herkese müstahak olduğu hakkı vermekle lezzet alması, iftihar etmesi, memnun olması; hükümdarlığın ve adaletin bir kaide-i esasiyesi olduğundan elbette Hâkim-i Hakim, Adl-i Âdil olan Zât-ı Hayy-ı Kayyumun bütün mahlukatına, hususan zihayatlara "hukuk-u hayat" tabir edilen şerait-i hayatiyeyi vermekle.. ve hayatlarını muhafaza için onlara cihazat ihsan etmekle ve zaifleri kavilerin şerrinden Rahimane himaye etmekle.. ve umum zihayatlarda bu dünyada ihkak-ı hak etmek nev'i tamamen; ve haksızlara ceza vermek nev'i ise, kısmen sırr-ı adâletin icrasından olmakla.. ve bilhassa Mahkeme-i Kübrâ-yı Haşirde adalet-i ekberin tecellisinden hasıl olan ve tabirinde âciz olduğumuz şuunât-ı Rabbaniye ve maâni-i kudsiyedir ki, kâinatta bu faaliyet-i daimeyi iktiza ediyor. L.)

ÂDİL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • DÂD-I HAK RÂ KABİLİYYET ŞART NİST: Cenab-ı Hakk’ın lütf u ihsanında kabiliyyet şart değildir. Devamını Oku

  • ŞART VE CEZA FİİLİNDEN TEREKÜB ETMİŞ CÜMLEYE ŞART VE CEZA CÜMLESİ DENİR. MESELÂ: (MEN YATLUB YECİD: Kim isterse bulur) cümlesinde olduğu gibi. Devamını Oku

  • EHL-İ DİL: (Ehl-i kalb) Kalbi uyanık, basireti ziyade olan. Gönül ehli. Mâneviyata çok kıymet veren, kalben Cenab-ı Hakk’a çok yakınlık hissedip çok hikmetlerden anlayan zât. Devamını Oku

  • ORDU (URDU) DİLİ: Pakistan’da Müslümanların konuştukları Arapça, Türkçe, Farsça ve Hintçeden müteşekkil olan dil. Devamını Oku

  • FÜSÜRDE DİL (EFSÜRDE DİL): Kalbi donmuş. Hissiz. Kalbi katılaşmış. Devamını Oku

  • DİLHAS (DÜLÂHİS): Arslan. Çeri kimse. Devamını Oku

  • DÂR-ÜL MAARİF: Sultan Mecid zamanında Valide Sultan’ın İstanbul’da Sultan Mahmud türbesi civarında yaptırmış olduğu mekteb. Devamını Oku

  • DÂR-ÜL MAARİF: Sultan Mecid zamanında Valide Sultan’ın İstanbul’da Sultan Mahmud türbesi civarında yaptırmış olduğu mekteb. Devamını Oku

  • HÂDİM-ÜL HAREMEYN-İŞ ŞERİFEYN: Hilâfeti haiz olmaları hasebiyle Osmanlı Padişahlarına verilen ünvandır. Haremeyn; Mekke ile Medine’ye denilir. İslâm âleminin bu iki şehre hürmet-i mahsusaları sebebiyle ve daha fazla tâzim kasdiyle şerif sıfatını da ilâve ederek “Haremeyn-iş şerifeyn” denilmiştir. Haremeyn’in Hâdimi mânasına gelen bu tâbir ise ilk evvel Yavuz Sultan Selim hakkında kullanılmış, daha so a bütün Devamını Oku

  • HÂDİM-ÜL FUKARA: Fakirlere hizmet eden. Devamını Oku

  • KESİR-ÜL EVLÂD: Çocukları çok olan. Evlâdı kesir olan. Devamını Oku

  • MÜREBBİ-İ DİL: Kalbi ıslah ve terbiye eden. Devamını Oku

  • DÂBBET-ÜL ARZ: Hadis-i şerifle âhir zamanda olacağı haber verilen ve âhir zaman alâmetlerinden olan bir nevi mahluk. (Cenâb-ı Hakk’a itâat etmeyenleri içlerinden kemireceği ve yiyeceği bildirilen dehşetli bir mahluk tâifesi.)(Kur’ânda, gayet mücmel bir işaret ve lisân-ı hâlinden kısacık bir ifâde, bir tekellüm var. Tafsili ise; ben şimdilik, başka mes’eleler gibi kat’i bir kanaatla bilemiyorum. Yalnız Devamını Oku

  • ZEYN-ÜL ABİDİN: (Zeynel âbidîn) Lügat mânası: İbadet edenlerin zineti. * (Hi: 38-94) Oniki İmamın dördüncüsü olan zât (R.A.). Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın torunu olan Hazret-i Hüseyin’in ortanca oğlu. Asıl adı: Ali’dir. Tâbiînin büyüklerindendir. Medine-i Münevvere’de vefat etmiştir. (Rahmetullâhi Aleyh) Devamını Oku

  • DÂR-ÜL HİLÂFE: Hilâfet Merkezi. Halifenin bulunduğu yer. (Osmanlılar devrinde İstanbul idi ve bir ismi de Dersaâdet idi) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar